En kötü karar, iyidir kararsızlıktan. Terazi’de Dolunay !

Günün birinde Carl Gustav Jung, Meksika’da bir köye gider ve oradaki yerlilerden biriyle arasında bir söyleşi geçer. ***

“Damda giderek yükselen Güneş’in altında otururken Ochwia Biano bana Güneş’i gösterdi ve “orada yükselen şey, babamız değil mi ? Bunun tersini kim iddia edebilir ? Başka bir tanrı nasıl olur ? Güneş olmadan hiçbir şey olmaz” dedi.”

Güneş, yani dünyanın en önemli kaynağı. Yukarıdan aşağıya yansıyana bakacak olursak, biz adem oğlunun da en büyük yaşam kaynağı sayılacaktı elbet. Böylesi önemli bir kaynak Astroloji’de de kimliğimiz, benliğimiz, ışığımız olarak açıklanacak ve Güneş’in bulunduğu burcun özellikleri ile kendimizi ortaya koyuş şeklimiz/amacımız hakkında da bilgi verecekti elbet. Yani bilincin ta kendisidir Güneş. Sümerler’in Güneş Tanrı’sı UTU, yaşamsal enerjiyi doğudan batıya taşıyan ve sonra yeraltına geçerek yolculuğunu tamamlayan tanrıdır. Güneş’in bu aydınlık ve karanlıktaki yolcuğu elbette bilinç ile bilinçaltı arasındaki kopmaz bağlara da işaret edecektir. Bilinç yani aydınlık taraf Güneş ise, bilinçaltı yani karanlık taraf Ay’dır. Şöyle de denilebilir; cesaretimiz GÜNEŞ, korkularımız AY’dır.

31 Mart’ta, korkumuz ve cesaretimiz karşı karşıya gelecek ve Güneş Koç haliyle içimizdeki cesareti dürtülerimizle hemen ortaya dökmek isterken, AY TERAZİ ve tam haliyle korkularımızı dengelememiz için bizi uyaracak. Dolunay gerçekleşecek. KOÇ ben iken, TERAZİ bizdir ve bu hat gökyüzündeki en belirgin haliyle hayatımızı karıştırmaya niyetli gibi duruyor. Güneş ve Ay’a, Merkür, yani zihnimiz de eşlik ediyor ve kendisinden pek faydalanamadığımız retro haliyle de işleri iyice karıştırıyor. Özellikle ikili ilişkilere dikkat etmek gerekiyor.

Söze GÜNEŞ’le başlanmalıydı. Çünkü, GÜNEŞ bu dolunay anındaki EFENDİMİZ/KRALIMIZ/YÖNETİCİMİZ. Bu durumda kendimizi nasıl ifade etmemiz gerektiği de GÜNEŞ’in diğer gezegenlerle kurduğu ilişkide gizli. Ayrıca, elbette söze Güneş’le başlanmalıydı tabii ki, çünkü Jung’un karşılaştığı Meksikalı’nın dediği gibi GÜNEŞ olmadan hiçbir şey olmaz.

Gökyüzü dilini bilen herkes, bu dolunay anının haritasına baktığında gördü ki, yukarıda gezegenler arası çok zor bir iletişim var, ve aşağıda insanın egosunu/duygusunu/ruhunu rahatsız etmek üzereler. Kısaca gökyüzü diyor ki, seni sıkıştıracağım, zorlayacağım ki kendi gelişimin için bunun şart olduğunu hatırla. Gelişim senin bu dünyadaki olmazsa olmazın ve dahi hata ve sevaplarınla yürüdüğün bu yolda, bu testlere ihtiyacın var. Dengeyi kurdun kurdun; kuramadın tokatlarımla ben buradayım. Senin nasıl olsa bu dünya deneyimindeki en büyük güdün hayatta kalmak, öyle ya da böyle, cesaretle ya da korkuyla, ilerlemeyi nasıl kaydedeceğin senin seçimin.

Bakalım gökyüzünde dolunay, diğer gezegenlerle nasıl bir iletişimdeymiş ?

Güneş ve Ay zaten birbiriyle karşıt fikirde, biri “ben” derken öbürü “hayır biz” savaşı içinde. Bir de bu ikilinin, gökyüzünün iki kötücülünün kol kola haliyle kurduğu gerilimli ilişki var ki, zurnanın zırt dediği yer de burası. Hem kızgın hem de sınırlandırılmışız, tepkimizi ortaya şöyle kana kana koyamıyoruz. Tahammülümüz yok denecek kadar az. İkili her türlü ilişkide denge kurmaya meyletmemiz gerekirken, bastırılmış korkular sırtımıza daha da yük bindirmiş. Eli-kolu bağlanmış insanın attığı çığlığın duyulması için yapılacak hiçbir şey yok mu ?

Olmaz mı, hele hayatta kalma dürtüsüne güvenen insan için, hiç olmaz mı !

Bir kere hassas ve duyarlı yanlarımızı aktive etmek durumundayız. Geçmişte yaptığımız hataların tekrarını yapmak üzere olabilir miyiz acaba, iyice bir değerlendireceğiz. Yine yaparsak, tokadı ağır yiyoruz. Eğer “ama onsuz yaşayamam”larla bir mücadele içindeysek “yaşamak zorunda” kalacağımızı şimdiden söyleyeyim. Verdiğimiz ödünler yürüme mesafesini aşmışsa, “e yeter ama aaa” noktasına gelmişse, öncelikler değişmek zorunda kalacaktır. Üstelik bu değişimlerle mutsuz olabileceğimizi de hissedebiliriz, kaybettiklerimiz gözümüze gözümüze sokulabilir. Ama uzun vadede neyi istemediğimiz konusunda göstermiş olduğumuz kararlı duruş sayesinde kazanacağımızı da unutmayalım.

Mevsim artık bahar, içimizdeki çiçeklerin tomurcuğu çoktan fışkırdı, insanın içinden neler neler yapası, hayata nasıl da atılası geliyor ama diğer yandan bir şeyler de bizi engelliyor olabilir. Yapılacak bir sürü seçim var ve biz ne yardan ne serden vazgeçemiyor olabiliriz. Fakat en kötü karar kararsızlıktan iyidir, unutmamalıyız. İçimize pek sinmese de bir şeyler yapmak zorundayız. Risk almak zamanı olmamakla birlikte, kendimizi seçerken diğerini ezmemek doğru bir davranış olacaktır. Güvenli alan terkedilmeden, kendimizi de sevdiklerimizi de korumanın bir yolu bulunmalıdır.

Duygusal besine çok ihtiyacımız olan bu zamanda objektifliğimizi de kaybetmememiz önem arz ediyor. Açsınız fakat yememelisiniz emri gibi bir dirençle karşı karşıya kalınca, kuşkusuz sabırsız kişilikler çok zorlanacaktır. Tahammül sınırlarının aşıldığı durumların karşısında nasıl dik duracağımız, maneviyatımızın gücü ile doğru orantılı olacak. Nefsini terbiye edebilen bir adım öne çıkacaktır.

Geçmişte aldığımız acele bir kararın bize verdiği zararı görmezden gelmemeliyiz. Bu durumu düzeltmek için bu dolunayı fırsat olarak görenler bir yükten daha kurtulmuş olacaklardır. Verilen emeğin sanki tam karşılığını alamıyormuş hissiyle yüzler buruşturulabilir fakat “one problem less” yani bir problem eksik kafası kendimizi iyi hissettirebilir.

Unutmamalı ki, gökyüzündeki bu zorluklar bize gelişme imkanı sağlamak için varlar. Bu zorluklar bizi gelişmeye doğru tetikler. Büyür, olgunlaşır, mücadele yeteneğimize kas yaptırırız. Sıkışık bir enerji söz konusu ve biz bu duruma karşı içimizde büyük bir itici güçle harekete zorlanıyoruz. Seçimlerimizden hangisi daha güvenli olur konusunun cevabı yok, işin cilvesi diyelim. İşin öğretisi ise, aldığımız aksiyonlar sonucu kendimizi güvende hissetmek için ne yapılması ya da yapılmaması gerekiyormuş, anlamamıza sebep olacak. Bunu bir kayıpmış gibi algılamak yerine, seçimlerimiz doğrultusunda vazgeçtiklerimizin bedelini de hesaplayarak, üst düzey bir kabulle ilerleyelim.

“Yok yapamayacağım, kimseyi üzmek istemiyorum” ile “yeter artık kendimi üzmek istemiyorum” arasında bir fark olmayacak ve aynı şiddette sarsılabiliriz. Ne seçerseniz seçin birileri memnunken, birileri de memnuniyetsiz olacak. Hayatın kendi içindeki olağanüstü dengesini unutmayalım. Dualite, denge ya da kader ne derseniz deyin, her zorluğun karşısında gizli ya da açık bir farkındalık vardır ve zaten dolunaylar tam da bu farkındalık için harika zamanlardır. Mistik bir durum da var işin içinde tam o anda, ve bu mistik durum bizim görünen algımızla açıklanamayabilir. Hem, bazen her şeyin mantıklı bir açıklaması da yoktur. Olması gereken oluyordur. Ve mutlaka bizi bir yere taşıyordur.

Işık tanrısı HELİOS ki, GÜNEŞ ile ifade bulur, her sabah şafaktan hemen sonra dört beyaz ve güçlü atıyla doğudan yola çıkar ve batıya ilerler. Vardığı yerde yorgun atlarını dinlendirmek için geceyi AY’a emanet eder. Ertesi gün tekrar doğudan yine yola koyulur. Bu döngü, sonsuz neresiyse oraya kadar da devam edecek. Ve biz insanoğlu da kendi sonsuzluğumuza kadar, her sabah kendimizi yeniden ve ışık parlaklığında yaratacağız. Doğan her yeni günün rızkı yazılıdır ve hepimiz bu rızıktan nemalanmışızdır, unutursak kururuz !

Son bir sözüm daha olacak :

Gezegenlerin arasındaki iletişimler en önemli etkenlerdir evet, ama gezegenlerin bulunduğu burçlar da enerjimizi ortaya nasıl koyacağımızı anlatır. Dolunay anının haritasına bakınca birçok gezegenin ya yönettiği ya da yüceldiği yerlerde olduğunu görüyoruz. (Güneş Koç’ta yücelir – Venüs Boğa’da yöneticidir – Mars Oğlak’ta yücelir – Satürn Oğlak’ta yöneticidir ). Yani haritanın neredeyse en önemli gezegenleri olabilecek en iyi konumdalar. O halde varsın Jüpiter Akrep’teki retro haliyle derin derin içimizden büyütsün bizi. Ve varsın Merkür’de Koç’taki retro seyriyle geçmişle kavga ettirsin bizi. Satürn ve Mars birlikteliği bizi sıkıştıracak olsa da, bunlar hep büyük resimde temel yapıyı sağlam kurmamız için. Biz mücadele etmek için başta Güneş olmak üzere, göğün güçlü enerjilerine güvenelim, onları arkamıza alalım, böylelikle her şeyin üstesinden gelebileceğiz evelallah !

Her şey bizim için, hem önümüz de yaz !

Sevgiyle,

Çağla Akgün

Yükselen burçlara göre Terazi Dolunay’ının etkileri :

Yükselen KOÇ : Özellikle evlilik/ilişkiler/ortaklıklar alanınızda kuvvetli bir ışık olduğunu düşünün. Karar aşamasında olabilirsiniz ve ayrılık kararları alınabilir. İçinizden geleni yapmanıza pek izin vermeyebilir etkiler var gökyüzünde. Hızlı kararlar, aceleci tutumlar size zarar verebilir, kayıplar yaşatabilir. Hayatınızın önemli bir döngüsünde olabilirsiniz. Özellikle 9 Mart sonrası konularınız için aksiyon almamak da fayda var. Fiziksel değişiklikler için 16 Nisan sonrası daha uygun olacaktır.

Yükselen BOĞA : Özellikle sizin kontrolünüzde olmayan durumlarla karşılaşmanız ve bu konularda büyük aydınlanmalar yaşayacağınız bir dönemden geçiyor olabilirsiniz. Sakin olmak bu süreçte en önemli duruşunuz olmalı. Psikolojinizi dengede tutmaya özen gösterin. Beki de önemli dersler çıkartacağınız olayların arifesindesinizdir, fikirleriniz-duyduklarınız sizi limitleyebilir, imkanlarınızın kısıtlandığı bir süreç olabilir önünüzde. Ayrıca fiziksel ve ruhsal sağlığınıza da dikkat edin.

Yükselen İKİZLER : Özellikle sosyal çevrenizde gelişecek önemli konular olabilir. Mart’tan önce düşünülmüş her konu için adım atmaktan korkmayın ancak ani gelişen olaylar varsa ve tepki vermek durumunda kalırsanız çok dikkatli olmanızı öneriyorum. Maddi olarak yatırım ya da finansal çözümler için atacağınız adımlar için uygun bir dönemde olmadığınızı söyleyebiliriz. Aşk hayatınızda karara zorlanabilirsiniz, Merkür retrosu bitene kadar kendinize zaman tanımanız yerinde olacaktır.

Yükselen YENGEÇ : Kariyer ve hedeflerinizle ilgili çok önemli bir dönemden geçebilirsiniz. Ailevi kararlar alınabilir. Bu konularda atacağınız adımların geçmişi Mart’tan önceye dayanıyorsa aksiyona geçebilirsiniz. Merkür retrosu başlangıcından sonra önünüze düşen fırsatlar, gerçek fırsat olmayabilir, dikkatli değerlendirin. İkili ilişkilerde güven problemi çok öne çıkabilir. Hayatın size kime güvenip güvenmeyeceğinizle ilgili dersler vermesi mümkün. Kırılabilirsiniz. Kendinizi gözlemleyin.

Yükselen ASLAN : Uzun süredir üzerinde düşündüğünüz projelerinizi hareketlendirmek için iyi bir zamanda olabilirsiniz. Özellikle Mart öncesi konularda aksiyona geçmekten korkmayın. Ani ve yeni gelişen konular için aynı şeyi söyleyemiyoruz, harekete geçmek için 16 Nisan sonrasını bekleyin. Kardeşlerinizle ilgili gelişmeler olabilir. Özellikle iş hayatınızda tahammülünüzün kalmadığı durumlar oluşabilir, otorite baskısı duyabilirsiniz, sakin karşılayın. Sağlık problemleri ertelenmemeli.

Yükselen BAŞAK : Maddi ve manevi değerlerinizle ilgili önemli kararlar alacağınız bir dönemden geçiyor olabilirsiniz. Uzun zamandır düşündüğünüz bir yatırım varsa yapılabilir ancak bu yeni bir şeyse mutlaka üzerinde daha fazla çalışmanız gerekli. Kendi yeteneklerinizi yeteri kadar iyi bulamayabilir ve kendinizi negatif etkileyebilirsiniz. Biraz uzaklaşmak yerinde olabilir. Çocuklarla ilgili ya da hamilelik gibi kararlar alabilirsiniz. Aşk hayatınızda problemli mücadeleler olabilir. Sağduyulu olmaya çalışın.

Yükselen TERAZİ : Özellikle ikili ilişkilerde dengenin bozulduğu durumlarla karşılaşmanız sonucu yeni kararlara itilebilirsiniz. Evlilik kararları için doğru bir dönem olmayabilir, bu gibi sorumluluklar için acele davranmak doğru olmayabilir. Ayrılık kararları için de aynı şey söylenebilir. Mart öncesi gelen iş teklifleri için adım atılabilir. Bilinçaltı korkularınız alevlenebilir. Ev-yerleşim-yuva-aile alanınızda büyük mücadeleli ortamlar gündeminize düşebilir, sağduyulu ve yapıcı olmak yararınıza olacaktır.

Yükselen AKREP : Kendi kontrolünüzde olmayan durumlarla karşılaşabilirsiniz. Bilinçaltınız karışabilir. Karanlıklarınızı aydınlatmak isteyen bir gökyüzü var ve arkanızdan dönen işlerin ortaya çıkması mümkün. Özellikle günlük rutininizde değişiklik yapmanız gereken durumlar olabilir. İş hayatınızda sorumluluklarınız artabilir ve yeni kararlar alınabilir. İş değişikliği için 16 Nisan’dan sonrayı değerlendirin. Zihninizle büyük bir mücadele içine girebilirsiniz. Fikirlerinizi olgunlaştırma zamanı.

Yükselen YAY : Merkür retrosuyla geçmiş aşklarınızın kapınızı çalması muhtemel, yaşanmamış ya da eksik kalmışlık hissi kararsızlıklara sebep olabilir. Çok yükselmemekte fayda var. Yeni aşklar için uygun bir zaman olmayabilir, emin olmadan ilişki kurmamak için Merkür retrosunun bitmesi yerinde olacaktır. Uzun zamandır yapmak istediğiniz hobilerinize zaman ayırmak için güzel günlerdesiniz. Maddi değerleriniz alanında bir mücadele olabilir. Finansal çözümler için yeteneklerinize güvenin.

Yükselen OĞLAK : Kariyer ve hedeflerinizde uzun zamandır beklediğiniz bir konu tetiklenebilir. Sorumluluk aldığınız konulara dikkat edin, hazır değilseniz ve otorite bunu uygun görmüyorsa, sabredin, şartların olgunlaşmasını bekleyin. Tepkisel davranışlar zarar verebilir. Kendinizle ilgili önemli kararlar alabileceğiniz bir dönemden geçiyorsunuz. Özellikle evlilik/ilişkiler/ortaklıklar alanında bir mücadeleye girebilir, testten geçebilirsiniz. Yapıcı olmaya çalışın. Ani kararlar için doğru zaman değil.

Yükselen KOVA : Özellikle yurtdışı/uluslararası işler, eğitim, yayıncılık, reklam, medya, satış-pazarlama alanlarında karar verme döneminde olabilirsiniz. Mart öncesi düşünülmüş konular için aksiyon alınabilir. Yeni bir konu ise şartlar sizin tetiklendiğiniz kadar yapıcı olmayabilir, dikkatle değerlendirilmeli. Korkularınızı tetikleyen, sizi sıkıştıran enerjilerle bir mücadele içine girebilirsiniz. Kontrol dışı gelişen olaylara karşı psikolojinizi korumaya çalışın. Sağlığınıza dikkat edin.

Yükselen BALIK : Maddi ve manevi değerleriniz üzerinde almanız gereken kararlarla karşılaşabilirsiniz. Gerçekler biraz tatsız olabilir. Sosyal çevrenizden destek görmek için büyük bir mücadele içine girebilirsiniz. Muhalif kişiler canınızı sıkabilir. Yeni girişimler için kredi/sigorta/borçlar/ödemeler gibi konularda imza kararları doğru olmayabilir. Aşk alanınızda bir mücadele söz konusu olabilir. Ebeveyn Balık’ların çocukları için verecekleri kararı 16 Nisan’dan sonraya ertelemesi yerinde olur.

 

*** Jung bu söyleşiye “Anılar, Düşler, Düşünceler” isimli kitabında yer veriyor. (Gülden Bulut’un, Mitolojik Astroloji ve Psikoloji” kitabından alıntılanmıştır)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s