Her firavunun Musa’sı vardır ! Yeniay Koç’ta !

Tanrı’nın “ol” dediği an, dünyayı yaratırken hissettiği kıvılcımdır Koç.

Ateşin en arı halidir.

İçten gelen dürtünün “git, al” emridir.

Bizi harekete geçiren enerjidir.

Adı cesarettir.

24 Mart’ta Koç Burcu’nda bir yeniay var ve mutlaka gökten bizimle temasta olan büyük yaratıcının bize büyük bir çağrısı da olmalı elbet! Bir şey olacaktı, düzen yıkılacak, kendini yeniden doğuracaktı. Evrenin kendini yenileyeceğini hissediyorduk. İlahi dokunuşa çok ihtiyacımız olduğunu aslında hepimiz içten içe biliyorduk. Bilmediğimiz yerden gelmez hiç sorular, bizim dışımızda gelişmez hiçbir şey, bozuldu sandığın “birlik” kendini tam da zamanında hatırlatır, gerekirse şalteri indirir, yine de anlatır.

Kibirli, kendilerini ilah zanneden, hak yiyen, kendinden başkasını düşünmeyen ve bunları yaptıkça, daha da yaptıkça beslenen firavunlar hep vardı. Nil nehri kana mı bulanmadı, sivrisinek, kurbağa, çekirge istilası mı olmadı, hayvanlar mı ölmedi, gökler mi kararmadı ? Ve daha zincirleme ne belalara sebep olan firavunlar hep vardı. Ve hepsi bütün insanlığa insanlığını hatırlatmak için hep de var olacaklar. Binlerce yıl önce de hatırlattı, şimdi de ve bir gün gelecek, başka bir gelecekte yine hatırlatılacak. Döngü daima dual, kötü hep iyiyi var edecek. Her firavunun bir Musa’sı mutlaka olacak.

Neredeyse tüm dünyanın kendini karantinaya aldığı şu günlerde, kendimizle konuşmalarımız artıyor olmalı. Neyin içindeyiz soruları, yöneticileri-devletleri-savaşları-evreni sorgulamalarımızı yapıyor olmalıyız. Kimiz, neden içindeyiz, neden şahidiz yargılamalı, yargılanmalıyız. KOÇ, hep kendidir, değerlidir, kendini bilir, onun cesaretiyle başlamıştır her şey, doğrudur. Ve lakin hiçbirimiz tanrı değiliz, KOÇ enerjisinde bu tuzağa düşmememiz gerektiğini de bilmeliyiz.

Yeniay anında yükselen Yengeç öyle anaç gözükmekte ki; hepimizin birbirine ihtiyacı olduğunu, birlik için mücadele etmemiz gerektiğini, birbirimize aitliğimizi, sararak, koruyarak öyle güzel anlatmakta ki, doğuracağız yeniden evreni, dünyaya annelik edeceğiz, çok belli. Ama mücadele şart. Doğum kolay mı, anne karnından ne büyük mücadele ile çıktık ve var olmak için mücadele edip bugünlere nasıl geldik, kolay mıydı, değildi, ama geldik. Yine ümit var, yukarda KOÇ var, hücum ya da savunma bir ucundan bu savaşa girip kazanma potansiyelimiz var. Bütün işaretler gökte gösterilmekte. Kader yazılıyor yine.

Yakın geçmişte rahmetli Meral Okay’ın,senaryosunu yazdığı Kanuni karakterinin, boş bir mezara girip, kendiyle kurduğu diyaloğu hatırladım ben nedense bu karantina günlerinde. KOÇ Yeniay’ına yakışacağını düşünüp paylaşıyorum aşağıda. Yeniay…Yeni başlangıçlar…Yeni kimlikler beklemekte bizi. Yeni kendimizle kuracağımız ilişkilerimizde yol göstersin dilerim.

Hatırlarız belki, her firavunun Musa’sı olduğunu ve firavunların sonu hep aynı.

Süleyman’a da kalmadı dünya, hatırlarız belki.

KOÇ’un saf ateşini hissederiz ve içimizdeki çocuk kalple bağlantıya da geçeriz belki.

Her zorluğun yanındaki kolaylığı görür, kıblemizi buluruz belki.

*

*

Bu sesler nasıl sustu ?

Yüreğimin gürültüsünü duyuyorum.

Bu koku…Gül kokusu duymak istiyorum…

Kan, barut kokusu genzimi yakıyor…

Toprak, ağaçlar, kuşlar susmayın, kazandın deyin

Mutlak zafer kazandın !

Kanımız aktı toprağa, yandık hak aşkına, küllerimiz savruldu.

Rüzgar esti, esiyor mu hala ?

Sağ yanımdaki melek, sol yanımdaki şeytan nereye gittiniz ?

Duyun sesimi !

Yetiş ya Rabbi, durduramıyorum ölümü.

Öğleden, ikindiye kazandık Mohaç Muharebe’sini.

Kainatın en kısa zamanda kazanılmış, en büyük zaferi olarak kayda alacak vakanüvisler.  

Bu senin zaferin Süleyman.

İçimi bir kibir sardı.

Kainat bana sonra hangi zaferi işaret ediyor ?

İşaretleri takip et Süleyman.

İşaretleri…

Buraya kadarmış, böyle olacağını biliyordum.

İçim kibirle doldu.

Bu hissi yenmeliyim, yeneceğim.

İdrak et Süleyman,

Unutma: tevazu içinde ol, bütün şeref ve irade senin değildir.

Rab’bine şükret ve nefsine üstünlük verme…

Zinhar kibre düşme…

Sen Hak’ka karşı hayalı, halka karşı vefalı ol.

Vücudun, fikrin, zikrin ona ait, sahibi sanma.

Hakkın nimetlerini kendinin, kendinden olanları yegane sanma, nefsini öldür.

Yoksa o seni öldürür.

Kibrini yen Süleyman.

Her firavunun Musa’sı, her şerrin bir nuru vardır.

İman et, hatırla.

Vücuda geldiğin hali ve gideceğin son mertebeyi unutma.

İşte o zaman cennetin kapıları açılacak sana !

Vicdanın senin kıblendir Süleyman…

Kaybetme…

 *

*

Tümden hepiniz, hepimiz, bütün dünya, birbirimizi gruplaştırmadan okuduk, anladık, değerlendirdik, seçtik var sayıyorum. O yüzden ayırmıyorum bu sefer olabilecekleri yükselenlere göre.

Sevgiyle…

Tüm evrene şifayla…

Saygıyla…

Vicdanla…

Çağla Akgün

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s