Sevmek Sanatı…Yeniay Terazi’de…

Bu akşam ay yenileniyor Terazi’de.

Tam karşılarında Retro Mars ve 90 dereceyle onları rahat bırakmayan Satürn-Plüto-Jüpiter üçlüsü bulunmakta.

Venüs sürekli eleştiren Başak’ta ve detaylarda boğulduğundan sevgiyi kaçırır haldeyken, üstelik de karşısında aldanmalara/aldatılmalara maruz bırakan bir Neptün bizi uyuştururken ve hatta hayal kırıklıkları yaşatırken yeni başlangıç nasıl mümkün olabilir ki ?

Üstelik Retro Merkür hep bir şüpheler ekmekte aklımıza, biz nasıl hayatta kalacağız allasen ?

Gökyüzü korku filmi gibi !  

On iki burç içinde neden bir tasarım harikası olan burcu bulur ki bu gerilim ? İnsanın “ama bu haksızlık” diyesini getiriyor. İsyanlarda haksız değiliz. Birbirimize günlerce Terazi zarafetiyle bunu hak etmediğimizi ağlaya ağlaya anlatabiliriz. Küfür kıyametle de değil, kelimeleri özenle seçilmiş eski İstanbul hanımefendileri beyefendileri gibi dökebiliriz içimizi. Ama bunun bize bir faydası olmayacak ne yazık ki !

Düşündüm. Durdum.

Nefesler aldım.

Nefesler tuttum.

Nefesler verdim.

Dedim ki; Yeniay Terazi’de, olmalıydı muhakkak bir güzelliği. Spica gibi parıl parıl bir yıldız da eşlik ediyordu yeniaya ama o Pluto’lar/Satürn’lerin istismarı altında kendisini nasıl gösterebilirdi ki ?  Bu kadar manipüle edilmemeliydi Terazi. Dengeydi, sanattı, sevmekti o. Merkür retroyu olumlu kullanmalıydı. Unuttuğumuz bir şeyler olmalıydı. Açtım yine “Sevmek Sanatı”nı Erich Fromm’un. Çizmişim pembe fosforlu kalemlerle altını, aferin bana dedim. Bakın ne diyor :

“İnançlı olmak cesur olmayı, tehlikeye atılabilmeyi, acı ve düş kırıklığına hazırlıklı olmayı gerektirir. Emniyet ve güvenliği yaşamının birinci koşulu sayanlar inançlı olamaz. Kendini koruma sistemleri içine hapseden, mal mülk edinmenin emniyet olduğunu sanan kişi kendisini bir tutukluya dönüştürür. Sevilmek ya da sevmek, çok önemli bazı değerleri düşünmek ve bu değerler için her şeye son verecek adımı atmak için cesaret gerekir.”

Belki yıkılacak onca emek verdiğimiz düzenler. İlişkiler, işler, güçler. Belki de “sevilmek” için vermişizdir onca emeği, derdimiz hep “almak”tı belki de. Garantiye almak gibi. Şu andan başka garantimiz varmış gibi ! Belki de kopartamamışızdır göbek bağımızı atalardan henüz, sağlıklı şekilde ayrışamamışızdır ve şımarıklığımız sebebiyle büyüyememişizdir belki. Kendimizi kandırmanın dayanılmaz cazibesinin bedeli elbet ödenecekti, biliyorduk. İnilecekti bilinçaltının o dehlizlerine bir gün. Bu dünyada bizi mutlu etmeyen ne varsa o dehlizlerde gizliydi çünkü. Bir Freud olmasam da, başımıza bilmediklerimizin gelmeyeceğini, bilinçaltından kaçılmayacağını iyi biliyorum. Kendimizden bile sakladıklarımızın kapıyı çalasının tuttuğu bir yeniay bu kısaca. Korkmayalım, çünkü kaldıramasaydık, çalınmazdı kapılar.

Gökyüzünün bütün çıkış kapılarına en gladyatör askerler dikilmiş durumda. Adım attırmayacaklar bize, eski bizi öldürmeden. Ne kadar büyük dürtü duyarsak duyalım içimizde, ters gidecek her şey, bir şey bizi tutacak, ilerletmeyecek. Dokuz doğurtacak da yine de olduramayacak. Zorlamayalım. Bırakalım. Hiçbiri boşa değil. Hepsi manalı.

Şimdi her şeyi bir kenara alıp, durdurup, durup, kendi “sevme” şeklimizi sorgulama vaktidir. Hatta “sevememe” hastalığımızı da sorgulama vaktidir. Ki bundan daha doğal afet de tanımıyorum ben ? Ölüm/dönüşüm önce bunları keşfederek gelir hep. Yıkımla da olsa, yeniden doğmak içindir hep. Ne yıkılırsa, yeniden doğacaktır hep. Evrenin düzeni bu oldu hep. Yeniay yeni adımlar idiyse, sevme sanatında ustalaşmaktan başka atılacak yeni bir adım görmüyorum ben. Bunun için önce disipline ihtiyacımız var. Yoğunlaşmaya. Sabra ve sonsuz ilgiye diyor Erich Fromm.

“Eğer birini seviyorsam herkesi seviyorumdur; dünyayı, yaşamayı seviyorumdur. Eğer birine “Seni Seviyorum” diyebiliyorsam, “sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum” da diyebilmeliyim” kısmını da ünlemlerle işaretlemişim. Bak bak !  İnsan unutuyor, ne kadar eşsiz olduğunu da, altını çizdiği satırları da ! Ve beğenmediğimiz o Merkür Retrosu da gün geliyor, Ay’ın Terazi’de yenilendiği bir günde bunu hatırlatıyor insana.

Gel de sevme şimdi Merkür’ü. Satürn’ü. Pluton’u. Kendimi. Karşımdakini.

Sevmekte ustalaşabiliriz. Gökten emir düşüyor yere. Kendimize getirecek bizi. Sarsarsa sarssın. Biz inandıktan sonra, bir şey olmaz bize, cesaretimizi kaybetmiş değiliz sadece zamanı var. Vız gelir Mars Retrosu, tırıs gider buna inanırsak. Her transit gibi o da sona erecek elbet. Şimdi fiziksel adımlar atmadan önce düşünelim. Neden olduramadığımızın da bir nedeni hep var, anlayacağız zamanı geldiğinde. Neden sabrettiğimizi ve buna ne kadar da değdiğini göreceğimiz günler gelecek. Güneş de Ay da Spica da ışıklar ve ışıklar hiç balçıkla sıvanmazlar. Ayakta hep kalacaklar, hep parlayacaklar. İnanırsak !

Nefes al, tut, ver, sakin ol. Disiplin, yoğunlaşma, sabır, ilgi.

Kurtarıcımız yine sevgi ! Çünkü burcumuz Terazi !

Bütün yükselen burçlara aynı reçete geçerli tabii ki.

Sevgiyle,

Çağla Akgün

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s