Diyorum ki; hayat değişiyor. Elbette her değişim bir kaosu da içinde barındıracak. Bu hep böyleydi, hatırlayın. Derli toplu bir evin altı üstüne gelmiş ve siz kapıyı çekip çıkarak kaçabilemezsiniz. Kaçtığınız dağınıklık nereye giderseniz gidin arkanızdan gölgeniz olur. Şöyle bir durun, yığınları uzaktan seyredin önce, sakinleşin ve nereden başlayacağınızı düşünün. Size hizmet etmeyen neleri çöp torbasına koymanız gerekiyor, son kullanma tarihini çoktan geçirdiğiniz ve fakat hala ağırlığınca duran her ne/kim/duygu varsa vedalaşın. Şu an bu dünyaya aitsiniz ve hala hayatta olduğunuza göre, kütlenizi koruma güdünüz bilgeliğinizin içinde gizli zaten. Tabii ki bilgeyiz, hepimiz dünyaya gelirken kozamızdan çıkmanın yollarını öğreneceğimizi bilerek geldik. Büyümek için buradayız. An o an ki, kendimizi doğuruyoruz. Ömür boyu hamile kalacağımızı düşünmüyorsunuz herhalde.

Devamını oku

Her şey bir yana; iletişmek her şey bu yeniayda. Danışalım, fikrimizi masaya yatıralım, fikir de alalım, öğrenelim, eğitelim kendimizi. Bol bol sosyalleşelim. Beden de zihin de durmasın. Yazalım-çizelim. Konuşalım, haberleşelim. Mesajları iyi okuyalım. Kibirli bilgiden uzak duralım.

Ben şunu biliyorum mesela, gelecekten beklediğim haber, tam da şu an benim yaratımımda aslında. Bir takım ritüeller ardı, bir dua söyler, kelamları kaleme döker, okurum, sonra olur. Önce kendimi ikna etmem gerektiğini, sonra evrenin de buna ikna olacağını biliyorum.

Hoş gelsin hayatımıza her yeni…

Devamını oku

Daha çok gördüklerimize inanmayı seçeriz fakat görmeyip de hissettiklerimizle de ilgilenme vaktimizin gelmiş olduğunu anlarız Akrep dolunaylarında. Böylece huzurumuza bir nifak sokulur. Çünkü görmeyi seçmediğimiz karanlıklarımıza ışık tutmaktadır gökyüzü. Bundandır ki, prensibi “savaşmak” ve “yok etmek” olan MARS’ı sahneye almamız gerekiyor. Gri alanlarımızı yok etmek, siyah ya da beyaz alanlarımızı netleştirmek üzere savaşa giriyoruz. Savaşta ya ölürsün ya da doğarsın. İkisi de başka biri yapacak bizi.

Devamını oku

Bu “aşk” ve “para” biliyorsunuz, nefsimizi en zorlayan konular. Venüs göründüğü kadar masum değil anlayacağınız. Astroloji’de de kendisi maddi ve manevi değerlerimizi anlatıyor. Jung, psikolojik olarak incelemesinde gölge yönüyle Venüs’ün zevk düşkünü, acımasız, gaddar ve aldatmaya müsait özellikleriyle yüzleşmedikçe bütün olmayı başaramayan insan tipine de dem vurmuştu zaten. Haksız olduğunu sanmıyorum. Venüs’ün özü iyi belki ama o öze ulaşırken kendini düşürmesi gerekmiş belli ki. Işık ve karanlık kardeş olarak işlenmişse mitlerde, bir orta yol, bir denge bulmakla yükümlüydü belki de.

Devamını oku

Yetmiyor, 5 Nisan Cuma günü saatler 11:40’ı gösterdiğinde, bir de Güneş’i Ay ile buluşturup YENİAY’a varıyoruz. Bundan sonra betondan bile çıkmaya cesaret eden çiçeğin gücünü kutsamak zamanıdır artık. “Başlarım geçmişine, yeni mevsime ulaşmışım ben, hiçbir şeyi dinlemem, yeniyi yeniden yazarım” hallerine giresimiz var, biliyorum. Dilerim yazın o yeniyi, ama engellerle karşılaşma potansiyelimiz de var, hep beraber farkında olalım isterim.

Devamını oku

Saatler 04:42’yi gösterdiğinde Ay, Güneş’in tam karşısına geçiyor ve dolunay gerçekleşiyor. Gerginiz ve her şeyin farkındayız. Öyle o haliyle geçinip-gidemez haldeyiz. Teknik olarak nasıl çıkacağımızı biliyor olup, ya-pa-ma-ma hastalığına yakalanmışız tadında bir dolunay yaşıyoruz. Bütün haşmetiyle cillop gibi eşsiz güzellikte Ay yukarda ama, gel gör ki karşısına “kendin değilsin, uyan” diyen Chiron’la kavgada. Yani kendini seçmezsen yaralarım seni manifestosu çekiyor gökyüzü.  

Devamını oku

Kış yorgunluğu sinmiş üzerimize, bir yerlerimizde hep halledilmesi gereken o şeyler hiç bitmek de bilmiyor zaten. Biri biterken öbürü de başlar fesuphanallah misali devrilip dönüyoruz. E dünyadayız çünkü, o döndükçe biz de öyle işte. Şimdi biraz kaçalım diyor gökyüzü, malum Güneş’imiz Balık’ta, teslimiz. Yeni Zodyak yılı başlamadan önce de son yeniayımız kapıda. O zaman gündüz düşleri kurmalı bence. Kalbimizden zihnimize doğru temizlenme niyetleri de koyalım, arınalım, yıkanalım, şifalanalım.  Gök hep açık mavi mavi baksın bize, cemre düşmüş denizleri hayal edelim, berrak ve durgun, huzurlu olsun. Düşleyelim bence. N’olur n’olur diye tutturmadan, saç telimizden ayak ucumuza hissede hissede o düşün kendisi oluverelim. Şöyle bi’ yayılalım, dağılalım. Sınırımız olmasın, deryalar kucaklasın, nereye çekerse denizler bizi, oraya gidelim.

Devamını oku

Duyguda huzursuz olunca insan “neyi nerde yanlış yapmış olabilirim ki” soru denizinin içinde kayboluyor, hata arıyor da arıyor, öyle didik didik ki bu arama gerekirse bozup baştan yapmaya hiç üşenmiyor. Ama böyle olunca da işte “an” kaçıyor. Ne teslim olmaya oluyorsun, ne şimdinin keyfi var, ne de düşlere izin verebiliyorsun. Böyle kaybolmuş gitmiş gibi, bir kurban gibi. Ne işe yarar ki bu ? Şu işe yarıyor : durum analizinde ma’şallah üstüne olmuyor. Tek tek birleşiyor o bulmacanın parçaları, ayırmış oluyorsun iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı. Ohh için de bir rahat ediyor, çözdün ya mis hissediyorsun kendini. Tamam ama -işte hep bir ama- hanimiş benim duygularım, nereye kaçmış yaşayamadıklarım ? -Meli/-malı listelerim yüzünden bastırılmışlığımın hesabı peki ? “Benim hata yapma lüksümü elimden alanı bir bulsam ahh” oluyor bu işin önü sonu.

Devamını oku

5 Şubat 2019’a girdiğimizin üçüncü dakikasında KOVA BURCU’nda bir YENİAY gerçekleşiyor. Reform ayağımıza gelmiş, yenilenin der gibi duruyor. Kullan bütün bilgi birikimini, öğrendiklerini uygula, fikrini eyleme geçir, e hadi tavrında. Pandora’nın kutusunda kalan umudu kim istemez ? Aç o kutuyu. İçindeki umudu çıkar. İnanmayacaksın ama Zeus da yardım edecek buna, canım Jüpiter yani, YAY haliyle nasıl da cömert !

Devamını oku