En sevdiğim soru cümlesi : “ben bunu neden yaşıyorum ?”. İnsana kendini gözlemlemesi için inanılmaz kapılar açar bu soru ve hangi kapıdan içeri girersen gir, kendinle yüzleşirsin, duruma kabul verirsin, neyi sevip-sevmediğini anlarsın. Böylece hayatı yeniden seçersin ve geçmişi kabul ederek ve şimdiye gelerek, yüzünü geleceğe çok daha umutlu çevirirsin.

Her zaman yapabiliyor muyuz ? Yapamadığımız da oluyor pek tabii.

Devamını oku

Değiştiremeyeceklerimiz olacak, malum tutulma kapıyı araladı. O zaman kabullerimiz artmalı ki, yeni olana yüksüz bir geçiş yapalım. Bunu yapmanın tek bir yolu var; sahip olmadıklarınla dövüneceğine, sahip olduklarınla övün, şükürlerini sahibine ulaştır. Teşekkürlerinde cimri olma. Her durumun içindeki iyiyi gör. Tipsiz bir fare bile ne sevimli hale gelebiliyor, hayatına yorum kat. Bu dolunayı fırsat bil, seni her ne büyütecekse, başımla beraber de.

Devamını oku

Yukarısı karışık, Satürn-Güneş/Ay-Merkür kavga kıyametteler. Zor zor olalı böyle zor olmadı tadındalar. Herkes birbirine meydan okuyorsa yukarda, kazanan kim olacak sorusunun cevabı için gözleri SATÜRN’e çevirin derim. Satürn’ün, yani bizi disipline eden gezegenimizin, büyük öğretmenimizin şakası yok, iyi hal indirimi falan olmaz bunda. Ona çalışarak, emek vererek göstermek zorundayız kendimizi, söz dinleyeceğiz. Temeli sağlam olmayan yapılarda barınmayacağız. Her şeye rağmen “olsun, ben razıyım” cesaretimiz de takdir falan edilmeyecek. Gariban edebiyatı işlemeyecek. Göze alacağız bazı şeyleri, kendimiz olurken verdiğimizi sandığımız kayıplarımızın kazanç olduklarını unutmayacağız.

Devamını oku

28 Haziran Perşembe sabahı saat 07:52’de Oğlak burcundaki Ay ile, Yengeç burcundaki Güneş tam karşıt halini alacak ve dolunay meydana gelecek. Duygularımızın gezegeni Ay’ın Oğlak konumu pek tatsızdır. Kendimizi yalnız hissederiz bu konumda, pek bir ifadesiz, pek umutsuzuzdur. Korkarız bir şeylerden. Maneviyatımızı ortaya çıkarmak en güzel çözüm olabilirdi bu dolunayda ve fakat gel gör ki, irademiz çok sıkışık bir alanda konumlanmış. Kontrol edemediğimiz alandaki ışık bizi korkularımızla yüzleştirecek gibi duruyor. Karmalar bir bir gözümüze gözümüze sokulabilir, endişeler ve sonrası anksiyetelerle nasıl baş edeceğimizi bilemez hale gelebilir etkilerde olabiliriz. Korkular, ah o korkular, cılız umudumuza karşı nasıl da acımasızlar !

Devamını oku

Akrep’in insan üzerinde yarattığı korku başka bir şeydir. Karşı karşıya kaldığınızda büyü yemiş gibi olursunuz. Daha ilk bakışından etki altına alınırsınız. İlk dakikadan karanlıklarınıza sızıverir. Kötü niyetinizi hisseder ve o andan sonra da kendinizi sokulmuş bilin, zehirlenirsiniz, ölürsünüz. Herhangi bir Akrep’le yaşadığınız her neyse, orada mutlaka ölüm ve yeniden doğmanız gereken bir şey vardır. Dönüşüm şarttır. Geri dönüşü de yoktur. Savaştır Akrep. İçsel ve huzursuz bir savaştır. Değişmeye karşı direnciniz işe yaramaz, sizi kendi derinliklerinizle yüzleştirir. Krizler çıkartır. Çözüme doğru gitmek zorundasınızdır ve aksini yapmazsanız yenilgiden kaçamazsınız.

Devamını oku

Şimdi, koşulsuz olana kendimizi bırakasımızın geldiği, biraz leyla, biraz hayalperest takılıp gittiğimiz BALIK yoğunluğundaki günlerimizin tam karşısına AY gelmiş de, bizi tüm parlaklığıyla uyandırma gayreti içinde. Biz de onu yine “sevimsiz” bulmaya meyilli duruşumuzla yüz buruşturuyoruz. Neden ? Çünkü AY Başak konumundayken düşük. Ama biliyor musunuz, Ay gökte Başak’tayken, düzenli olursan için rahat edecek der. Var olan sorunları üşenmeden ele al, disiplinle üzerinde dur ister. Her şeyi kontrol altına almamız için güzel bir zaman dilimindeyiz diye uyarır. Kendine dikkat et, emek ver, derlen, toplan, arın ister. Ama biz âdemoğulları hayallerde ve mutluyduk, duygularımız şelaleydi, rüyalara dalmıştık, şimdi nereden çıktı bu düzen-disiplin kafasıyla BAŞAK’ı yine itici bulmaya eğilimliyiz.

Devamını oku

Biliyor musun, bugün verdiğin kararlar hem ruhuna hem de bedenine kodlanacak ve sen ne kodlarsan kendine, onu yaşıyor olacaksın. Çünkü bir su grubu dolunayı yaşıyoruz ve suyun hafızası var ! Her şey kayıtta şu an. Kendini yazıyorsun. Bu dolunayda bilinçaltı öyle açık ki, hadi bana bir şey ver, sana seni vereyim diyecek. Sen kimsin, kim olmayı seçiyorsun onu yazacaksın oraya. Ve bilirsin, yazı hep kalandır !

Devamını oku

Anne karnındaki ekmek elden su gölden yaşamak tatlılığını bir düşünün. Duygusal ve fiziksel güven altında, anneye bağımlı bir zaman dilimindeyizdir. Zamanı gelip de doğduğumuzda o sıcak ve güvenli ortamdan koptuğumuz için acı çekeriz, ağlarız. Bizi sakinleştirecek, besleyecek, huzur hissettirecek duygular ararız. Neptün zor açılarda tam da bu duyguya geri dönüş ister bizden. Hassasiyetimiz anne karnına geri dönmeyi arzulamamızı isteyecek kıvama kadar getirebilir bizleri. “Lütfen beni uyutun, her şey eski haline geldiğinde uyandırırsınız” hissini yaşayan çok kişi olacaktır. Kendimizi bu vaziyette yakaladığımızda, bu kadar aşırı duyarlılığı, üretmeye çevirebiliriz.

Devamını oku

Dolunay anı haritasında bize motivasyon sağlayacak işaretlerin zayıf görünüşüne rağmen çok önemli bir şeyin farkına varmamız gerek. Gerek maddi gerekse manevi tüm sahip olduğumuz değerler karşısındaki tehdidi, risk almadan yalnızca kendi yeteneklerimize güvenerek ve paranın gerçekte bir sevgi enerjisi olduğunu bilerek, bilmiyorsak da öğrenerek ve buna inanarak, sabırla dönüşmemiz gerektiğinin farkına varmalıyız. GÜNEŞ AKREP’se ve AY BOĞA’ysa, soyut ve somut olanın karşı kaşıya gelmiş halinden bizi seçime zorlayan gökyüzünün bir bildiği vardır elbet. Bence orta yol bulmanın çaresi yine ve yeniden en büyük güdümüzü, bu hayatta kalabilmek adına verdiğimiz olağanüstü mücadelemizi, kendimizi öpe-koklaya severek yeniden hatırlamakla mümkün olacaktır.

Devamını oku