“Bir ağacın dallarının cennete uzanabilmesi için köklerinin cehenneme ulaşması gerekir” der bir simya sözü. Kendimize yeni cennetler yaratabilmemiz için en derindeki cehennemlerimizi ortaya çıkartabileceğimize inanıyorum. Mars’ın düz hareketine dönmesi ve sevdiği yerde olması insiyatif alabileceğimizi, gereken motivasyonu bulabileceğimizi göstermektedir. Ek olarak, çabamızın evren tarafından takdir edileceğini ve saklı gizli ne kadar hazinemiz varsa ulaşabileceğimize de inanıyorum.

Devamını oku

31 Ekim akşamı Boğa Burcu’nda gerçekleşecek bir dolunay bekliyor bizi. Güneş’in tam karşısında, Ay’ın da tam yanında URANÜS var ve bize büyük sürprizi olacak belli ki. Gökyüzü yeryüzü ile mesajlaşacak. Belli ki gök gürültüsünü duyacağız, çakan şimşekleri göreceğiz, düşen yıldırımlara şahitlik edeceğiz. Belli ki bizi yeniye hazırlıyor yukarısı. Burcumuz Boğa olduğu için hayatımızdaki değerlerle ilgili çok ani farkındalıklar yaşamayı bekliyoruz. Belki bir şey kaybederiz, belki güvendiğimiz dağlara kar yağar, belki düzenimiz bozulur ya da bir yıldırım düşer hayatımızın tam da ortasına. Ya da bir yıldırım aşkı, devrim tadında bir eylem, bir aydınlanma anı da yaşayabiliriz. Her ne olacaksa yaklaşımımız çok kıymetli olacaktır. Kendimizi paralamak, eziyet etmek, kadere lanet etmek bir seçenek. Ya da; hayat bize ne anlatıyor, bizi nereye götürüyor, neyi seçmemizi istiyor diye düşünerek bir bilinç sıçraması yaşamak da diğer seçenek.

Devamını oku

On iki burç içinde neden bir tasarım harikası olan burcu bulur ki bu gerilim ? İnsanın “ama bu haksızlık” diyesini getiriyor. İsyanlarda haksız değiliz. Birbirimize günlerce Terazi zarafetiyle bunu hak etmediğimizi ağlaya ağlaya anlatabiliriz. Küfür kıyametle de değil, kelimeleri özenle seçilmiş eski İstanbul hanımefendileri beyefendileri gibi dökebiliriz içimizi. Ama bunun bize bir faydası olmayacak ne yazık ki !

Devamını oku

Gerçekten bazen bu dünyada bir ceza çekiyormuşuz gibi hissederiz. Adem & Havva’ya niye bizi bu dünyaya düşürdüler diye hayıflanan sadece ben değilimdir herhalde. Ruhun bedene hapis hayatlar yaşadığı şu evrende bazı şeyleri bir bulmaca çözer gibi bulmaya gönderilmiş gibiyiz hepimiz. Hepimiz hazine avcılarıyız. Bazılarımız ne aradığını bilirken, bazılarımızsa sürü psikolojisi içinde kendini güvene aldığını sanarak ömürler tüketiyor. Sınırlı düşünebilen varlıklar olarak çok boyutlu/farklı bakış açılarını çoğu zaman göremiyoruz. Sonra olanlar olduğunda da, gelsin ağır yüzleşmeler, büyük hesaplaşmalar. Kalıplaşmış olanın dışına çıkmaya nasıl cesaret edeğizler, bir düzen içindeyken onun yıkımı karşısında nasıl tepki vereceğizler dönedururken zihinde, bir de bakarız ki yeniye geçiş hızımız ışık hızıyla yarışmış da, bırakıvermişiz kendimizi yeni düzene, yeni umutlara, yeni farkındalıklara.

Devamını oku

Burada kolay olanı seçemeyeceğiz maalesef. Dayanıklılığımız mutlaka test edilecektir. Aynı şeyleri yaşayıp farklı sonuçlar elde edemeyeceğimizi artık öğrenmiş olmalıyız. Kolay olmayacak ama uzun zamandır da görmek istemediğiniz gerçeklere kapıyı yine sizin açtığınızı anlayacaksınız. Zaten hiçbir şey sizin dışınızda gelişemez. Tiksindiği çocuklarını gömen Uranos, yerini çocuklarının alacağı korkusuyla onları yutan Kronos, aslında sonlarını hep kendileri hazırladı. Şimdi bize de gökyüzü tarafından karmalarımızı çözme şansı veriliyor aslında. Bilgelik yoluna giriş bileti diyelim. O sorumluluğu üstlenebilme cesaretini gösterebilmeliyiz, böylece hayatımızı Oğlak sağlamlığıyla garantiye alma şansı doğacaktır muhakkak. “Yok yapamayacağım ben” zayıflığı gösterenin sonu iyi değil, tutun aklınızda.

Devamını oku

Taşınıyoruz. Toplanın. Kolilere eşyalarınızı koyarken bazılarıyla ayrılacaksınız, gülümseyin anılarınıza. Teşekkür edin sizi siz yaptığı için, iyi ki kesiştiğiniz için. Gökyüzündeki YENGEÇ vurgusuna güvenin. Su elementinin öncüsü YENGEÇ’te bir gökyüzü olayı gerçekleştiğinde, gözler AY’a çevrilir. Büyüleyicidir Ay. İyileştirir. Kabul edin şifayı. Ay ışığı ile yıkanın. Arının. O en güvenilirdir. Size hayat verecektir, koruyacak, kollayacaktır. Sığınağınız olacaktır. Aslında karanlıktaydık ve aydınlığa açılıyoruz artık. 21 Haziran demek, ışığın tam olarak hakim olduğu an demek, “insanlığa açılan kapı” olarak da bilinir. Korkulur mu ışıktan hiç ? Üzülmeyin, ölmüyoruz, aksine doğuyoruz.

Devamını oku

Düşlerimizin sınırsızlığı bir tarafta, inandıklarımızın ne kadar gerçek olduğu sorusu bir tarafta, biz ortada bir yerde ve hangisine yakın durmalıyız bilemediğimiz çılgın bir kararsızlığın tam göbeğindeyiz bu tutulmada. Sizi bilmem ama ben Zeus’un gök gürültüsünden korkarım, sinirli bir tanrının gazabı cümle alemimizi büyük yaşam tehditleriyle yüzleştirir. Nasıl az hasarla atlatırız sorusunun cevabı GÜNEŞ’tedir. Güneş İkizler’de, yani “MERKÜRYENLİK” kazanır. Yönü bilgi/bilim olan kendini güvene alır. Analiz edip, çözümü olan denklemlere dayalı, mantıklı olanı seçip, önce kendimizi sonra evrenimizi ikna etmeye hareketlenmekten başka çıkış yolu görmüyorum ben. Bunu yapan, Zeus’un kıyamadıkları listesine adını yazdırır derim ben…

Devamını oku