Merkür ki o İdris’tir ve onun hala göklerde olduğu rivayet edilir, bir kanal açmış ki hepimize, her kim ruhuna çalışır, her kim odağını öz aklına çevirir, her kim gözüyle-gönlüyle görmeye niyet ederse o, akl-ı gönülden desteklenecek. Farkında olan, yaratmak üzere kayda geçer. Yazar, çizer. Gerçekler, gerçek olmadan önce bir hazırlıktan geçerler ve bu hazırlık için kendimize odaklanmanın işte bu dolunayda tam zamanı ! Zihnimizdekileri dökmek için ellerimizi mutlaka kullanalım İkizler dolunayında. Ellerde şifa vardır, hatırlayalım. Mutlaka dokunalım. İçimizdekileri elimiz vasıtasıyla dökelim.

Devamını oku

Tarihler 2 Aralık 2019’u gösterdiğinde Jüpiter YAY’daki döngüsünü bitirip, OĞLAK burcuna geçiş yapıyor olacak. Gökyüzünün en büyük iyicili kendi yönettiği burç olan YAY’dayken eli çok açıktı, son derece cömert davrandı hepimize. 2019’da haritalarımızda YAY burcunun bulunduğu alanımızda büyük fırsatlar yakalamış olmalıyız. Sınır bilmedi, verdikçe verdi Jüpiter. Şükürlerimizi de çoğaltacak gelişmeler yaşattı bize. Bir sonraki YAY seyahati bundan 12 yıl sonraya denk gelecek. Kendisini teşekkürle uğurluyoruz.
Peki ya OĞLAK’tayken de eli açık olacak mı YAY’daki kadar ?

Maalesef cevabımız olumlu olmayacak. Çünkü Jüpiter gibi sınır bilmez bir gezegen, Oğlak gibi sınırları ve kuralları belirli burçta rahat edemiyor.

Peki bu  “tühh, yandık, eyvah” nidaları atmamızı mı  gerektirir ? Tabii ki hayır, anlatalım.

Devamını oku

Böyle olur bu iş.

Hep kendine böyle varırsın.

Diyeceğim o ki; kendinle anlaşmaya gönlün olsun bu dolunayda.

Sözünüz olsun birbirinize, hep barışık olun bundan böyle. Birbirinden bir daha bu kadar kopmak yok bir daha. İçindeki çocuk öldü mü, sen de ölürsün, kimse kimseyi öldürmesin bir daha. Herkes kendine yeniden doğsun bu dolunayda.

Ve yine kavuştuğun için şükretmeyi de unutma.

Gerisi evrenin işi. Onun mükemmel düzenine teslimiz şüphesiz. Merkür’le Güneş’i kavuşturan bizi de düşlerimize yazmaz mı hiç ?

Devamını oku

Acılar hep sanrılardır aslında. Bizim inatla kalmayı seçmemizden ötürü hep. Olsun, akşam oluverir yine. Birkaç yüz dakika daha uyur, dinleniriz. Sakinleşiriz. Sonra yeni günle tanışırız. Sabrede sabrede alışır, selametine ereriz. Ne istediğimiz bize bizi hatırlatır. 

Ne istediğimizi hala bilmiyorsak şunu yapalım mesela; alıverelim elimize kağıdı kalemi, yapıverelim listemizi. “Hayallerin, hırsın, cesaretin” diyordu bir şarkıda, yazıverelim hepsini, dolduruverelim yeni bizi. 

Devamını oku

KOÇ saf olandır, cesurdur, tanrısal arzunun ilk kıvılcımıdır. Yaşam enerjisini her daim canlı tutmaya programlanmış, geleceğe dönük yüzü ile bizim tam halimizi ayakta tutacak olandır. Düşerse de kalkar, yılmaz. Yeter ki, kalbimizin su katılmamış halini dinleyelim, başlangıcımızı hatırlayalım. Tanrı’nın bize kendinden üflediği ruhun koruyuculuğuna güvenelim. Son verdiğimiz her neyse, o başlangıca ihanet etmeyelim de, ilahi adalete güvenmeyi ihmal etmeyelim de, tekliğine-birliğine-kadim düzenin bir parçası olduğumuza inanalım da, gerisi varsın fırtınalar olsun, gelir de geçer, kışın arkası bahardır zaten, KOÇ ile nasılsa başlar yeniden.

Devamını oku

“Ya hep”, “ya hiç” tadında, karar vermekte sizi zorlayan durumlar yok değil. (!!) Harita yöneticisi Merkür’ün, ölüm gezegeni Plüto ile kurduğu zorlayıcı ilişki, suyun artık kaynadığını ve birçok şeyin eskisi gibi olmayacağını işaret ediyor. (!!) Yapılacak en güzel hareket, içinizdeki adil olabilen sese kulak vermek olacaktır. Şaşmasın adalet teraziniz, gram hak yemeyin, aman diyeyim. Yeni size doğru adımlar atıyorsunuz ve yeni siz, eski sizi gömmeden doğamaz. Hangi tür ilişkiye girmek üzereyseniz bunu göz önünde bulundurmayı unutmayın. Geri dönüşü olmayan adımlar atacak çok kişi olacak bu yeniayda. Her şeyimizi kayıp mı ederiz, yoksa dünden daha mı zenginleşiriz sorusunun cevabı kalp terazisinde. Kefelerinde kin-öfke-hesap-nefret-yarış bulundurmayan korkmasın tabii ki.

Devamını oku

Poseidon’u bilirsiniz. Denizler tanrısı. Gerilip kızdı mıydı, sular seller götürür ortalık. Bir kaostan öbürüne hızı ışık gibidir. Ne olduğunu anlayamayız bile. Üçlü asasıyla o denizleri bir yarar, dünyalar değişir. Neden ? Çünkü değişim gereklidir. İçinden çıkamadığımız her ne varsa tam zamanı ki; bütün setleri devirip, arınarak olması gerekene varmak bir çıkış yoludur. Mevsim de değişecek ya zaten, sonbahara varıyoruz ya, yüklerden arınmak, yeniye temiz adım atmak gerek. Karşılamayı iyi yapmalı.

Devamını oku

Şereflendirilmiş Venüs’üyle göğün dolunay hali hepimize güzellikler getirecek, felaket inanıyorum. Çünkü Venüs sahnedeyse, Jüpiter’le aynı elementteyse, bir de Güneş’in kalbindeyse, can verir, güzellik verir, rızık verir, aşk verir, buna inanıp deneyimlemeden ölmemeli. Jüpiter’in bir çocuğu gıdıkladığını düşün, Venüs’ün bir kadını parlattığını hayal et. Güneş’i kalbine yerleşmiş gibi hisset, Ay’ı gülüşüne sığdır, sonrası AŞK zaten !

Devamını oku

En sevdiğim soru cümlesi : “ben bunu neden yaşıyorum ?”. İnsana kendini gözlemlemesi için inanılmaz kapılar açar bu soru ve hangi kapıdan içeri girersen gir, kendinle yüzleşirsin, duruma kabul verirsin, neyi sevip-sevmediğini anlarsın. Böylece hayatı yeniden seçersin ve geçmişi kabul ederek ve şimdiye gelerek, yüzünü geleceğe çok daha umutlu çevirirsin.

Her zaman yapabiliyor muyuz ? Yapamadığımız da oluyor pek tabii.

Devamını oku

Diyorum ki; hayat değişiyor. Elbette her değişim bir kaosu da içinde barındıracak. Bu hep böyleydi, hatırlayın. Derli toplu bir evin altı üstüne gelmiş ve siz kapıyı çekip çıkarak kaçabilemezsiniz. Kaçtığınız dağınıklık nereye giderseniz gidin arkanızdan gölgeniz olur. Şöyle bir durun, yığınları uzaktan seyredin önce, sakinleşin ve nereden başlayacağınızı düşünün. Size hizmet etmeyen neleri çöp torbasına koymanız gerekiyor, son kullanma tarihini çoktan geçirdiğiniz ve fakat hala ağırlığınca duran her ne/kim/duygu varsa vedalaşın. Şu an bu dünyaya aitsiniz ve hala hayatta olduğunuza göre, kütlenizi koruma güdünüz bilgeliğinizin içinde gizli zaten. Tabii ki bilgeyiz, hepimiz dünyaya gelirken kozamızdan çıkmanın yollarını öğreneceğimizi bilerek geldik. Büyümek için buradayız. An o an ki, kendimizi doğuruyoruz. Ömür boyu hamile kalacağımızı düşünmüyorsunuz herhalde.

Devamını oku

Değiştiremeyeceklerimiz olacak, malum tutulma kapıyı araladı. O zaman kabullerimiz artmalı ki, yeni olana yüksüz bir geçiş yapalım. Bunu yapmanın tek bir yolu var; sahip olmadıklarınla dövüneceğine, sahip olduklarınla övün, şükürlerini sahibine ulaştır. Teşekkürlerinde cimri olma. Her durumun içindeki iyiyi gör. Tipsiz bir fare bile ne sevimli hale gelebiliyor, hayatına yorum kat. Bu dolunayı fırsat bil, seni her ne büyütecekse, başımla beraber de.

Devamını oku

Her şey bir yana; iletişmek her şey bu yeniayda. Danışalım, fikrimizi masaya yatıralım, fikir de alalım, öğrenelim, eğitelim kendimizi. Bol bol sosyalleşelim. Beden de zihin de durmasın. Yazalım-çizelim. Konuşalım, haberleşelim. Mesajları iyi okuyalım. Kibirli bilgiden uzak duralım.

Ben şunu biliyorum mesela, gelecekten beklediğim haber, tam da şu an benim yaratımımda aslında. Bir takım ritüeller ardı, bir dua söyler, kelamları kaleme döker, okurum, sonra olur. Önce kendimi ikna etmem gerektiğini, sonra evrenin de buna ikna olacağını biliyorum.

Hoş gelsin hayatımıza her yeni…

Devamını oku

Daha çok gördüklerimize inanmayı seçeriz fakat görmeyip de hissettiklerimizle de ilgilenme vaktimizin gelmiş olduğunu anlarız Akrep dolunaylarında. Böylece huzurumuza bir nifak sokulur. Çünkü görmeyi seçmediğimiz karanlıklarımıza ışık tutmaktadır gökyüzü. Bundandır ki, prensibi “savaşmak” ve “yok etmek” olan MARS’ı sahneye almamız gerekiyor. Gri alanlarımızı yok etmek, siyah ya da beyaz alanlarımızı netleştirmek üzere savaşa giriyoruz. Savaşta ya ölürsün ya da doğarsın. İkisi de başka biri yapacak bizi.

Devamını oku

Bu “aşk” ve “para” biliyorsunuz, nefsimizi en zorlayan konular. Venüs göründüğü kadar masum değil anlayacağınız. Astroloji’de de kendisi maddi ve manevi değerlerimizi anlatıyor. Jung, psikolojik olarak incelemesinde gölge yönüyle Venüs’ün zevk düşkünü, acımasız, gaddar ve aldatmaya müsait özellikleriyle yüzleşmedikçe bütün olmayı başaramayan insan tipine de dem vurmuştu zaten. Haksız olduğunu sanmıyorum. Venüs’ün özü iyi belki ama o öze ulaşırken kendini düşürmesi gerekmiş belli ki. Işık ve karanlık kardeş olarak işlenmişse mitlerde, bir orta yol, bir denge bulmakla yükümlüydü belki de.

Devamını oku

Yetmiyor, 5 Nisan Cuma günü saatler 11:40’ı gösterdiğinde, bir de Güneş’i Ay ile buluşturup YENİAY’a varıyoruz. Bundan sonra betondan bile çıkmaya cesaret eden çiçeğin gücünü kutsamak zamanıdır artık. “Başlarım geçmişine, yeni mevsime ulaşmışım ben, hiçbir şeyi dinlemem, yeniyi yeniden yazarım” hallerine giresimiz var, biliyorum. Dilerim yazın o yeniyi, ama engellerle karşılaşma potansiyelimiz de var, hep beraber farkında olalım isterim.

Devamını oku

Saatler 04:42’yi gösterdiğinde Ay, Güneş’in tam karşısına geçiyor ve dolunay gerçekleşiyor. Gerginiz ve her şeyin farkındayız. Öyle o haliyle geçinip-gidemez haldeyiz. Teknik olarak nasıl çıkacağımızı biliyor olup, ya-pa-ma-ma hastalığına yakalanmışız tadında bir dolunay yaşıyoruz. Bütün haşmetiyle cillop gibi eşsiz güzellikte Ay yukarda ama, gel gör ki karşısına “kendin değilsin, uyan” diyen Chiron’la kavgada. Yani kendini seçmezsen yaralarım seni manifestosu çekiyor gökyüzü.  

Devamını oku

Kış yorgunluğu sinmiş üzerimize, bir yerlerimizde hep halledilmesi gereken o şeyler hiç bitmek de bilmiyor zaten. Biri biterken öbürü de başlar fesuphanallah misali devrilip dönüyoruz. E dünyadayız çünkü, o döndükçe biz de öyle işte. Şimdi biraz kaçalım diyor gökyüzü, malum Güneş’imiz Balık’ta, teslimiz. Yeni Zodyak yılı başlamadan önce de son yeniayımız kapıda. O zaman gündüz düşleri kurmalı bence. Kalbimizden zihnimize doğru temizlenme niyetleri de koyalım, arınalım, yıkanalım, şifalanalım.  Gök hep açık mavi mavi baksın bize, cemre düşmüş denizleri hayal edelim, berrak ve durgun, huzurlu olsun. Düşleyelim bence. N’olur n’olur diye tutturmadan, saç telimizden ayak ucumuza hissede hissede o düşün kendisi oluverelim. Şöyle bi’ yayılalım, dağılalım. Sınırımız olmasın, deryalar kucaklasın, nereye çekerse denizler bizi, oraya gidelim.

Devamını oku

Duyguda huzursuz olunca insan “neyi nerde yanlış yapmış olabilirim ki” soru denizinin içinde kayboluyor, hata arıyor da arıyor, öyle didik didik ki bu arama gerekirse bozup baştan yapmaya hiç üşenmiyor. Ama böyle olunca da işte “an” kaçıyor. Ne teslim olmaya oluyorsun, ne şimdinin keyfi var, ne de düşlere izin verebiliyorsun. Böyle kaybolmuş gitmiş gibi, bir kurban gibi. Ne işe yarar ki bu ? Şu işe yarıyor : durum analizinde ma’şallah üstüne olmuyor. Tek tek birleşiyor o bulmacanın parçaları, ayırmış oluyorsun iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı. Ohh için de bir rahat ediyor, çözdün ya mis hissediyorsun kendini. Tamam ama -işte hep bir ama- hanimiş benim duygularım, nereye kaçmış yaşayamadıklarım ? -Meli/-malı listelerim yüzünden bastırılmışlığımın hesabı peki ? “Benim hata yapma lüksümü elimden alanı bir bulsam ahh” oluyor bu işin önü sonu.

Devamını oku

5 Şubat 2019’a girdiğimizin üçüncü dakikasında KOVA BURCU’nda bir YENİAY gerçekleşiyor. Reform ayağımıza gelmiş, yenilenin der gibi duruyor. Kullan bütün bilgi birikimini, öğrendiklerini uygula, fikrini eyleme geçir, e hadi tavrında. Pandora’nın kutusunda kalan umudu kim istemez ? Aç o kutuyu. İçindeki umudu çıkar. İnanmayacaksın ama Zeus da yardım edecek buna, canım Jüpiter yani, YAY haliyle nasıl da cömert !

Devamını oku

21 Ocak 2019 sabahı, saatler 08:15’i gösterdiğinde Ay sadece dolunay değil, aynı zamanda Aslan Burcu’nun 0 derecesinde bir SÜPER AY TUTULMASI gerçekleşecek. Ay tutulmaları çok kişisel seçimlerimize dem vurur ve dolayısıyla duygusal tepkilerimiz önem kazanır. Güneş’e karşıt duran Ay, bizi de yeryüzünde duygu-mantık ikileminde bırakacak konularla karşılaştırır. Kendimizi engellenmiş gibi hissedebiliriz ve değişime direnç göstermekle hiç iyi etmeyiz. Gökyüzünün binlerce yıldır gözlemine dayanarak elde edilen sonuçlarına göre şunu çok net söyleyebiliriz ki; tutulmalar bize önemli farkındalıklar katıp hayatımızı değiştirir, geliştirirler. Bu kaçınılmaz sondur her canlı için, bu sebeple olana-değişime teslimiyet işlerimizi kolaylaştıracaktır.

Devamını oku

6 Ocak 2019’da saatler 04:28’i gösterdiğinde Güneş ve Ay Oğlak Burcu’nda yenilenecek, Güney Ay düğümü bu kavuşuma çok yakın olduğu için de GÜNEŞ TUTULMASI gerçekleşecek. Kelebek, içgüdüsel olarak kozasından çıkmak isteyecek ve büyük yaşam mücadelesi başlayacak. Mevsim kış. Engel çok, malzeme kısıtlı. Üşüyorsun ama battaniye boyuna yetmiyor gibi bir şey. İlerlemek istiyorsun ama çizilen sınırlar var. Bir an önce bahar gelsin istiyorsun ama önünde bir sürü gece, bir sürü gündüz, bir sürü saat, bir sürü dakika var. Ama ne olursa olsun bırakmıyoruz kendimizi. Çiçekler toprak ıslanmadan ve ısınmadan açamaz, açsa da şartlara dayanamaz, iyi biliyoruz.

Devamını oku

22 Aralık 2018 Cumartesi günü saat 20:48’de, Güneş tam da Oğlak Burcu’na yeni geçmişken, Yengeç konumundaki Ay tam halini alacak, dolunay gerçekleşecek. Resmi kış mevsimi de başlayacak. Benliğimiz gerçekleri savunurken, bilinçaltımız duyguların sesini çığıracak. Yengeç-Oğlak aksında gerçekleşen gökyüzü olayları “güvenlik” konularını önümüze getirir. Her iki burcun ortak konusudur “güven”. Dolunay, içinde bulunduğumuz ortamı aydınlatacağına, bizi bir seçim yapmaya zorlayacağına göre, her neresi güvenliyse oraya gitmeliyiz elbette. Ancak; hislerimizi mutlaka dinlemek kaydıyla !

Devamını oku

Venüs’ün astrolojide en ifade bulduğu alan sevgiye olan yaklaşımımızdır aslında. Sevgi uyum ister, huzur ister, paylaşmak ister, aşk sever, flört etsin ister. En zararlı olduğu yer Akrep’tir. Kriz sevmez Venüs, huzursuz ikircikli işlerden hoşlanmaz. Ya benimsin, ya toprağınsın tadında takıntılı ve manipülatif durumlar karşısında başarılı olamaz. Bu yüzdendir Troya savaşında Diomedes tarafından yaralanınca Zeus, Afrodit’e “ sen savaştan uzak dur, senin işin savaşmak değil sevişmek” demişti. Akrep’teyken ikili bir savaş halindedir Venüs ve bu savaşın kazananı yoktur !

Devamını oku

Yukarısı karışık, Satürn-Güneş/Ay-Merkür kavga kıyametteler. Zor zor olalı böyle zor olmadı tadındalar. Herkes birbirine meydan okuyorsa yukarda, kazanan kim olacak sorusunun cevabı için gözleri SATÜRN’e çevirin derim. Satürn’ün, yani bizi disipline eden gezegenimizin, büyük öğretmenimizin şakası yok, iyi hal indirimi falan olmaz bunda. Ona çalışarak, emek vererek göstermek zorundayız kendimizi, söz dinleyeceğiz. Temeli sağlam olmayan yapılarda barınmayacağız. Her şeye rağmen “olsun, ben razıyım” cesaretimiz de takdir falan edilmeyecek. Gariban edebiyatı işlemeyecek. Göze alacağız bazı şeyleri, kendimiz olurken verdiğimizi sandığımız kayıplarımızın kazanç olduklarını unutmayacağız.

Devamını oku

Aslan’ın birinci olayı var olmak, ikinci olayı ise tanınmaktır. Böylece özgüvenini yükseltecek ve risk de alacaktır. Burada Aslan Burcu’nun yaşamındaki sınavlarından birinin bu manipüle oyununda kendini büyük görme tehlikesiyle karşı karşıya kalması olduğu açıktır. Bu güdüyle hareket ederek kendini gerçekleştireceğine inanır fakat, kendi yaratıcı gücünü de baltalayabilir. Bu sebeple karşıtı Kova Burcu’nun hümanist ve adil yanlarını öğrenmesi beklenir. Bu dengeyi kurdukça koruyucu özellikleri parlayacak ve sahnede doğal yoldan ve hakkıyla parlayacaktır.

Devamını oku

Şimdilerde pek yiğit gökyüzü, hem de çok yağız. Hem de çok bağımsız. Onun düzeninde milim şaşma yok, şaşanlar işte biz yerdeki çıldıranlar. Sakin olacağız. Seçimlerimizi yaptık, son onaya gönderdik. Gerekirse kopartıp bir uzvumuzu, öyle ilerleyeceğiz ve lakin mutlaka özgürleşeceğiz. Zihin karışık, egoya yetişemiyor, mücadele yetersizlik hissi veriyor, yapı yavaş, dönüşüm çok ağır ilerliyor. Psikolojik yorgunluk tehlikesine açığız evet. Ama türbülans kurallarını harfiyen yerine getiren, yeni düzene geçişi nispeten yumuşak atlatır. Her bir şey içine kaçmış gibi olsa da evet bu da mümkün, zira nadirdir, Kronos ve Uranos yukarda iyi geçinmeye niyet etmiş durumdalar. O halde, iki kaşın ortasındaki bilgiye ve bilgeliğe erişmek için destekleniyorum, haberim olsun.

Devamını oku

Her neyi seçersek seçelim, içinde bir anaçlık, bir aidiyet, bir geçmişten iz, bir içlenme olacaktır. Tutulma anının “bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” mesajı altı çizilesi cinsten tabii. Bundan hoşlanmayacak bazılarımız, fakat unutulmasın ki, hepsi bizim seçimimiz. Bilinçli ya da bilinçsiz ölmesi/dönüşmesi/değişmesi gerekenleri biz aslında biliyoruz ve her şeye rağmen “olsun, razıyım, tutunacağım”lar işe yaramayacak haldeler artık ki kaderimiz değişiyor. Ana tanrıça sahnede ve dönüşüm şart. Kraliçe kulağımıza duygularımıza teslim olmamızı fısıldıyorsa, dinlemeliyiz. Duyguların yönetiminde alınan aksiyonlar bizi üzer korkusu olmamalı hiçbirimizde. Tanrıça Artemis ya da tüm canlıların ecesi, her ne kadar görünmese de, bize bir yol gösteriyorsa, bunun bereketini, ekmeğini, rızkını alırız elbet. Buna inanırsak, değişime direnmezsek, hayatımıza ön ayak olursak, her şey elbette daha iyiye doğru olacaktır.

Devamını oku

28 Haziran Perşembe sabahı saat 07:52’de Oğlak burcundaki Ay ile, Yengeç burcundaki Güneş tam karşıt halini alacak ve dolunay meydana gelecek. Duygularımızın gezegeni Ay’ın Oğlak konumu pek tatsızdır. Kendimizi yalnız hissederiz bu konumda, pek bir ifadesiz, pek umutsuzuzdur. Korkarız bir şeylerden. Maneviyatımızı ortaya çıkarmak en güzel çözüm olabilirdi bu dolunayda ve fakat gel gör ki, irademiz çok sıkışık bir alanda konumlanmış. Kontrol edemediğimiz alandaki ışık bizi korkularımızla yüzleştirecek gibi duruyor. Karmalar bir bir gözümüze gözümüze sokulabilir, endişeler ve sonrası anksiyetelerle nasıl baş edeceğimizi bilemez hale gelebilir etkilerde olabiliriz. Korkular, ah o korkular, cılız umudumuza karşı nasıl da acımasızlar !

Devamını oku

Bir özgürlük şampiyonu olmak için gereken reçeteyi sunmuş bize Stefano yıllar önce. Bunu şimdi anımsamak ve uygulamaya geçmek için daha güzel bir zaman dilimi olamaz. Dolunay’ın etkilerini hafifletmek için önce zihinsel özgürlüğü yakalamamız gerek. Kucağımızda bazı krizler var ve bu durumla mücadele ederken kendi bildiğimiz yoldan gitmeye meylimiz olabilir. Yanılmamız olağanüstü mümkün. Böyle bir şey hissediyorsak ve huzursuz oluyorsak; 1. Adaletin terazisinden şaşmamalıyız. 2. Kimseye böbürlenmemeliyiz. 3. Hedef peşinde her yol mubahtır kafasından uzak olarak ilerlemeliyiz.

Devamını oku

Öncelikle tüm İkizler burçlarının doğum günü kutu olsun ! Çünkü Güneş 21 Mayıs’ta İkizler’e geçiyor olacak. Apollo ve Hermes karşılaştıktan sonra nasıl bir ömür birbirlerinden çok uzaklaşamadıysa, Astroloji’de Güneş de Merkür’den en fazla 28 derece uzaklaşır. Bu aynı zamanda egomuzun(Güneş) zihnimizden(Merkür) uzak olamadığını da anlatır. Fikrimiz neyse zikrimiz odur meselesi tam olarak buradan kaynaklanır. Merkür’ün de 30 Mayıs’ta İkizler’e geçmesiyle birlikte hem fiziksel hem de zihinsel bütün işlevlerimizin hız kazanacağını söyleyebiliriz. Neler olabilir ?

Devamını oku

Akrep’in insan üzerinde yarattığı korku başka bir şeydir. Karşı karşıya kaldığınızda büyü yemiş gibi olursunuz. Daha ilk bakışından etki altına alınırsınız. İlk dakikadan karanlıklarınıza sızıverir. Kötü niyetinizi hisseder ve o andan sonra da kendinizi sokulmuş bilin, zehirlenirsiniz, ölürsünüz. Herhangi bir Akrep’le yaşadığınız her neyse, orada mutlaka ölüm ve yeniden doğmanız gereken bir şey vardır. Dönüşüm şarttır. Geri dönüşü de yoktur. Savaştır Akrep. İçsel ve huzursuz bir savaştır. Değişmeye karşı direnciniz işe yaramaz, sizi kendi derinliklerinizle yüzleştirir. Krizler çıkartır. Çözüme doğru gitmek zorundasınızdır ve aksini yapmazsanız yenilgiden kaçamazsınız.

Devamını oku

16 Nisan sabahı hepimiz “atıl kurt” güdüsüne uyanacağız. Öyle bir uyanış ki, öyle bir farkındalık hali ki, ateş ateş böyle, deli deli. Güneş ve Ay Koç burcunda buluşuyorsa, buluştukları yerde URANÜS onlara kucak açmışsa, içimizden bir ses bize bir şey der ve gerisini düşünmeden atılma isteği duyarız. Yani, böyle birden bire, aniden, beklenmedik bir şey olursa durumu garipsemeyin. Durum, olağanüstü olağandır hazır olun. Bir şimşek çakıverirse, bir yıldırım düşüverirse, bir oldu-bitti hal alıverirse her şeyin yeniden başlaması icap edebilir. Kopan kopar, kalan sağlar bizimdir.

Devamını oku

Işık tanrısı HELİOS ki, GÜNEŞ ile ifade bulur, her sabah şafaktan hemen sonra dört beyaz ve güçlü atıyla doğudan yola çıkar ve batıya ilerler. Vardığı yerde yorgun atlarını dinlendirmek için geceyi AY’a emanet eder. Ertesi gün tekrar doğudan yine yola koyulur. Bu döngü, sonsuz neresiyse oraya kadar da devam edecek. Ve biz insanoğlu da kendi sonsuzluğumuza kadar, her sabah kendimizi yeniden ve ışık parlaklığında yaratacağız. Doğan her yeni günün rızkı yazılıdır ve hepimiz bu rızıktan nemalanmışızdır, unutursak kururuz !

Devamını oku

Balık demek teslimiyet demek. Yüksek maneviyat demek. Zorlamamak, değişken şartlara ayak uydurabilmek demek. Düşler, idealler demek. Yeni Zodyak yılı başlangıcından önce seller demek, dolayısıyla kaos da demek. Düzen öncesi son kaostayız. Yüklerimizi sakince bırakarak arınmak gayesi içinde olmalıyız. Yaralarımızı sarmamız için güzel bir zaman dilimindeyiz. Ters giden yerlerde “egolarınca” savaşacaklara sıkıntılı günler, “kabule geçenlerce” teslim olanlara ise şifalı günler kapıda. Öfkeyle kalkıp zararla oturacağımıza, bizi öfkelendiren duyguya yoğunlaşırsak iyileşiriz. İçinde bulunduğumuz durumun kişilerden bağımsız olduğunu bilir, hiçbir şeyin kendi dışımızda gelişmediğini, o şartları kendimizin oluşturduğunu anlarsak yolumuza yüksüz devam edebiliriz.

Devamını oku

Yakın zaman aralığında üç önemli gezegen retrosu yaşayacağız. Merkür Koç Burcu’da 23 Mart 2018 – 14 Nisan 2018 arası, Jüpiter Akrep Burcu’nda 9 Mart 2018 – 12 Temmuz 2018 arası, Satürn ise Oğlak Burcu’nda 18 Nisan 2018 – 8 Eylül 2018 arası geri hareketinde olacak. Yani retro tarihleri aralığında Merkür, Jüpiter ve Satürn kendi olması gereken enerjilerini gösteremeyecek ve bizim içselleştirmemiz gereken konuların altını çizecek. Bahsi geçen gezegenlerin ifade ettiği alanlara dikkat kesilmemiz gerekecek.

Devamını oku

Şimdi, koşulsuz olana kendimizi bırakasımızın geldiği, biraz leyla, biraz hayalperest takılıp gittiğimiz BALIK yoğunluğundaki günlerimizin tam karşısına AY gelmiş de, bizi tüm parlaklığıyla uyandırma gayreti içinde. Biz de onu yine “sevimsiz” bulmaya meyilli duruşumuzla yüz buruşturuyoruz. Neden ? Çünkü AY Başak konumundayken düşük. Ama biliyor musunuz, Ay gökte Başak’tayken, düzenli olursan için rahat edecek der. Var olan sorunları üşenmeden ele al, disiplinle üzerinde dur ister. Her şeyi kontrol altına almamız için güzel bir zaman dilimindeyiz diye uyarır. Kendine dikkat et, emek ver, derlen, toplan, arın ister. Ama biz âdemoğulları hayallerde ve mutluyduk, duygularımız şelaleydi, rüyalara dalmıştık, şimdi nereden çıktı bu düzen-disiplin kafasıyla BAŞAK’ı yine itici bulmaya eğilimliyiz.

Devamını oku

Su grubunun değişken burcu Balık ile bir döngüyü kapatırken, denizlerde kaybolmak gerekir. Kıyılarda soyunup, kendimizi suya bırakma içgüdümüzü dinlemeli ve kuvveti yitirmemeliyiz. Geçmişi geçmişte bırakmak bununla mümkün olabilir. Balık, suda yönsüz ve akıntıya teslim olarak ilerledikçe hayallerini gerçeğe dönüştürebilecek gücü içinde bulabilir. Karma çözümü kabulle gelir, farkındalıkla sakinleşen ruhlarımızın şifresidir teslimiyet. Gözlerdeki parlaklığın geri gelmesi için düşlere kuvvet gerek ve derin sularda değişe dönüşe çıktığımız yolculuğun sonu, yine yeni bir başlangıcı hazırlar.

Devamını oku

KOVA Burcu’nda gerçekleşecekse tutulma, kendi fikirlerimizin bizi özgürleştireceği kesindir. Ve KOVA bu ideallerinin peşinde yanında tek bir şey tutar : UMUT ! Her kim ki, kendilerini özgürleştireceği fikirlere tıpkı PROMETHEUS’un zincire vurulmasına rağmen sahip çıktığı gibi yaklaşırsa, ideallerinin peşinde geleceğe umutla bakarsa, bugünü kurtaracaktır. Ve bugünü kurtarmak yarını kazanmaktır ! Şu anımızı problemlerimiz üzerinde durarak değil, umutlarımıza odaklanarak yaşamalıyız, onlara hizmet edeceğimiz adımlar atmalıyız.

Devamını oku

Kalp Çakrası’na odaklanıyorum, kendisi dördüncü çakradır. Bilinir ki Hz Muhammed (asm), miraca çıkarken geçtiği yedi boyutun dördüncü katında Hz İdris ile tanışmıştır. Bu sebeple derler ki, dördüncü çakranın peygamberi Hz. İdris’tir. Yıldızlarla ilgili en derin bilgilerin bahşedildiğidir Hz İdris ve bir sözü var : “İyi huyların en üstünü; kırgınlık halinde doğruluk, sıkıntı halinde cömertlik, ceza vermeye gücü yettiği halde affetmektir”. Ve bilir misiniz Aslan Burcu’nun olumlu özellikleridir “üstünlük”, “cömertlik”, “affetme yüceliği”. Sırlarla dolu evrende sorduğumuz soruların cevaplarına ulaşmak için kalbimizin sesine ihtiyacımız vardır. O sesin her duyguda doğruluğundan emin olmanın yolunu göstermiş sanki Hz İdris. Ne tesadüf ki, ayın 31’inde gerçekleşecek Ay Tutulması, ve üç artı bir’in toplamı dört.

Devamını oku

Üzgünüz Oğlak’ın doğası bu. Kolayı seçemez. Karması bu. Ama sembolündeki balık kuyruğunu göz ardı etmeyen, kendi derinlikleriyle yüzleşme cesareti gösterebilen, kendi varlığının yarattığı korkudan çok daha değerli olduğuna inanan, her şartta umudunu kaybetmeyenler şu tarafa geçsin. Onlara o büyük denizlerde, her türlü sürprize rağmen hayatta kalma şansı verilecek. Ve rızık, aşılması gereken o denizlerin kıyısında sizi “aşkla” bekliyor olacak. Yola çıkarken küçük iyicil Venüs’ün hepimize gülümseyen yüzü, gözlerimizin önünden gitmesin yeter ki. Ufukta bir Zeus var, kendisine inanmanızı bekliyor, gizli ve hesap etmediğiniz ne varsa karşılaşacak olsanız da, savaşacak gücü ruhunuza üfleyeceğim diyor ! E bize bir şey olmaz o zaman, hadi !

Devamını oku

“Eskidendi, çok eskiden” hissi bir vazgeçiş değildir, kendinize geliniz ve hayat devam ediyor biliniz. Aksine, yüzünüze oturan bilge bir gülüştür kendisi. Bu bilgelikle belki yavaş ve fakat sağlam adımlar atmanın tam zamanıdır. Ölen, giden, yok olan bir şey yoktur. Ama evrilen, dirilen, yenilenen ve her daim kendine yeniden doğan vardır. Bize dairdir, ve gayet gerçek, gayet hatırda tutulması gerekendir.

Devamını oku

Biliyor musun, bugün verdiğin kararlar hem ruhuna hem de bedenine kodlanacak ve sen ne kodlarsan kendine, onu yaşıyor olacaksın. Çünkü bir su grubu dolunayı yaşıyoruz ve suyun hafızası var ! Her şey kayıtta şu an. Kendini yazıyorsun. Bu dolunayda bilinçaltı öyle açık ki, hadi bana bir şey ver, sana seni vereyim diyecek. Sen kimsin, kim olmayı seçiyorsun onu yazacaksın oraya. Ve bilirsin, yazı hep kalandır !

Devamını oku

18 Aralık sabahı YAY burcunda AY ve Güneş kavuşuyor olacak, yeniay var ve önümüzdeki bir hafta, on günlük süreçte sorular bilmediğimiz yerden gelecek gibi gözüküyor. Hazır olmak, olaylara büyük resimden bakabilmek, yeni yıla girerken farkında olmadığımız, bilincimizin altından yukarıya yükselecek yüklerden kurtulmak için iyicil yaklaşabilmek gerek.

Devamını oku

Farkındalığımız için mükemmel bir dönüştürücü etkidir Satürn. Okuyabilenler için, Satürn bulunduğu yerde bize hangi potansiyellerimizi gerçekleştirmekle yükümlü olduğumuzu gösteren büyük işaretler barındırır. Geçtiği her yerde bir iz bırakacağını unutmamak gerekir. Bulunduğu yeri kurutan doğası sebebiyle, kayıplarımızı deneyimlediğimiz yerde Satürn karşılaşmalarından şüphe edilmez. Ama büyük resimde büyümenin tam da böyle bir şey olduğunu görürüz. Jung’un dediği gibi “ Kişinin kendisini bütünleyebilmesi için, beklentilerinin tam zıddı ile karşılaşıp acı çekmesi bir gerekliliktir”. Satürn aslında bizim beklentilerimizdir ve bunlara ulaşmak için çabalamak, vazgeçmemek, çok çalışmak gerekecektir. Zamanla ve sabırla, çekeceğimiz acıları da yanımıza alarak ilerlerken arkamızdaki büyük güç olacaktır. Satürn ile önemli evrelerde karşılaşan her bireyin hayati bir dikkate sahip olması gerekir.

Devamını oku

Anne karnındaki ekmek elden su gölden yaşamak tatlılığını bir düşünün. Duygusal ve fiziksel güven altında, anneye bağımlı bir zaman dilimindeyizdir. Zamanı gelip de doğduğumuzda o sıcak ve güvenli ortamdan koptuğumuz için acı çekeriz, ağlarız. Bizi sakinleştirecek, besleyecek, huzur hissettirecek duygular ararız. Neptün zor açılarda tam da bu duyguya geri dönüş ister bizden. Hassasiyetimiz anne karnına geri dönmeyi arzulamamızı isteyecek kıvama kadar getirebilir bizleri. “Lütfen beni uyutun, her şey eski haline geldiğinde uyandırırsınız” hissini yaşayan çok kişi olacaktır. Kendimizi bu vaziyette yakaladığımızda, bu kadar aşırı duyarlılığı, üretmeye çevirebiliriz.

Devamını oku

Hayat YAY’a güzel derler. Çünkü anda kalmayı, eğlenmeyi, neşenin önemini, pozitif bakış açısına sahip olmanın tadını en çok onlar çıkartır. Öğrenmek için kaynak neresiyse oraya aktıkça yolu mutlaka ışıklandırılır bir YAY’ın. Zayıflıklarının üstesinden gelmesi ona zor olsa da, bilir ki kurtuluşu yaradana olan inancıdır. Kendine fütursuzca güvenmesinin altında yatan yegane temeli budur YAY’ın. Yukarısı YAY temalarını işaret ediyorsa, biz de bu süreçte aşağıda bu temaları hayatımızın içine dahil edebilmeliyiz. 2017’yi uğurlarken, tıpkı ZİUSUDRA’nın GILGAMEŞ’e öğütlediği gibi her anı son anımızmış gibi yaşamalı ve kaynağın akışını takip etmeliyiz.

Devamını oku