Şu An Okunuyor
Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek, gençliğimiz var ! Yeniay Başak’ta !

Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek, gençliğimiz var ! Yeniay Başak’ta !

Yunanlıların haberci tanrısı HERMES’in Cadeceus isminde bir asası var. Sarmal şeklinde birbirine dolanmış iki yılanı simgeler. Bazı kaynaklarda anlatılana göre; kavga eden iki yılan gören Hermes, asası ile bu iki yılanı ayırıp barıştırmış. Ve bu asa bir uzlaşma sembolü olmuş. Tıpta bu sembolün çok kullanıldığını görüyoruz. Cadeceus sembolünü kullananlar arasında WHO (Dünya Sağlık Örgütü), üniversiteler, diş hekimleri birlikleri, TTB gibi yerler de vardır. Tıbbın temelleri o günlerden bu günlere bir yılan formunda geldiğine göre mantıken de yılanlar şifa veren, kutsal hayvanlar olmalılar.

Mantık demişken, Hermes’in asasından bahsetmişken, astrolojik olarak Başak Burcu hakkında konuşma vakti de gelmiştir. Zira 7 Eylül sabaha karşı Başak Burcu’nda Ay yenileniyor. Astroloji’de Hermes’i Merkür olarak biliriz ve Başak Burcu’nu da kendisi yönetir. Üstelik astrolojik kaynaklarımızda Ay ve Merkür bağlantıları da önemlidir. Sağduyu bahşeder bu ikili. Mademki gökte yeniay var ve yöneticisi Merkür, bize de aşağıda sağduyu bahşedilecektir. İhtiyacımız olanı belirlemek, üzerine değerlendirmeler yapmak, gerekenleri sınıflandırmak, detaylara inmek, her nerede arıza varsa onun çaresi üzerine mantıklı yaklaşımlar üretmek ve problemlerimizi çözmek üzere tetikleneceğiz demektir.

Gökte güzel sürprizler de var. Belki aniden hiç beklenmedik bir şekilde bir şey olur, bir uyanış yaşarız ve çaremiz önümüze sunulur kim bilir, son derece umut vadeden göstergeler mevcut gökte. Bu yeniayda kişisel olarak önümüzde hangi konu varsa ona bir doktor dikkati ile yaklaşıp, çok iyi analiz edip, sağduyulu davranarak, faydalı olan tedavi yöntemini seçerek ilerlemeliyiz. Duygusal davranmamalı, “yine de razıyım” tavrı göstermemeliyiz. Aksi kurban olmak olur ki bu Başak’ın gölge yönüdür, yazık etmeyelim.

Başak vurgulu zamanlarda ne yapılır biliyor musunuz ? Düşünülür, olası bir tehlikede nasıl davranmalıyız kafada planlanır. Örneğin, karşınıza bir yılan çıksa ne yaparsınız ? Yılan soğuk bir hayvan, bacakları yok çünkü bir sürüngen ve buna rağmen son derece hızlı. Yeraltında, ağaçta, suda yaşayabiliyor, sadece iç kulağı var, duyamıyorlar ancak titreşimi hissedebiliyorlar, göz kapakları yok, gözü açık uyuyor ve görme yeteneği çok keskin. Onlarla karşılaştığımız ya da saldırıya uğradığımız olası bir anı düşünelim. Isırıklarında zehir olmasa bile ölüm korkusuyla yüzleşme potansiyelimiz yükselecektir elbette. Geçirilecek bir panik atak, yaşam fonksiyonlarımızı tehdit edebilir, kan değerlerini allak bullak edebilir, bu korku bize çok zarar verebilir. O panik ataklara izin vermeyecek önlemleri de alabilecek soğukkanlılıkta olabilmeyi hesap eder bir Başak mesela. Belki de bir yılanın soğukkanlılığını üzerimize giyinmeliyiz şu sıralarda. Feyz alınası Başak aklı, hep haklı…

Mevsim değişiyor ve yapılması gerekenler var özetle. Bizi yılan sokmasa bile önümüz kış, ısıracak soğuklar, ve beraberinde olaylar… Güneş ışığı azalacak ufaktan ki bu bazılarımızın dertlerini büyütür, depresyon eğilimini arttırır. Depresyona girmeye sebep olacak fiziksel sebepleri ortadan kaldırmak için kullanmalı bu yeniayı. Çalışarak, üreterek, elemeler yaparak, iyiyi seçerek, kötüden uzaklaşarak deneyimlemeli. Güneş’in ışığını sınırsızca yayacağı bir sonraki mevsime gidene kadar kendimizi sığınaklara sokmalı ve o sığınaklarda ayakta kalacak unsurları düşünüp ona göre pozisyon almalıyız. Hesap yapabilmeli, gereksiz olana el uzatmamalı, müsriflikten kaçınmalıyız. Bedenimizin ihtiyacı olanı almak, yaramayan alışkanlıkları bırakmaya çalışmak da çok hoş olur.

Kış uzun. Şartların değişeceği vurgulanıyor anın haritasında. Değişime direnç göstermeyecekler şanslı olacak pek tabii, deri değiştirmemiz gereken durumlar olursa Gılgamış’ı pınarda ziyaret eden yılandan feyz alalım derim :

Zamanında Gılgamış, ölümsüzlüğün sırrını öğrenmek için bilge Utnapiştim’in yanına gider. Zorlu yollardan, çeşitli maceralardan başarıyla geçip Utnapiştim’in yanına vardığında ölümsüzlüğün sırrını öğrenmek istediğini söyler. Utnapiştim kendisini pek çok sınava tabii tutar. Örneğin bunlardan biri altı gün altı gece uyumamaktır. Gılgamış başaramaz. Ölümsüzlük tanrılara verilmiştir ve Gılgamış’a ne kadar cesur olursa olsun tanrısal yetilerinin olmadığı açıklanmıştır. Ancak cesareti sebebiyle Utnapiştim kendisine her ne kadar ölümsüzlük olmasa da ölene kadar gençlik vadeden, okyanusun diplerinde olan bir dikenli ottan bahseder ve yerini söyler. Gılgamış, Utnapiştim’in bahsettiği yere varır ve ayağına taş bağlayıp okyanusa dalıp dikenli otu çıkartır ve yoluna devam eder. Bir pınarda su içmek için durduğunda, otun kokusuna bir yılan yanaşır ve otu yer. Yediği anda yılan, eski derisini çıkarır ve yeni ve daha genç derisi ile hayatına devam eder.

Zaten ben hiçbir yılanın yaşlandığını da görmedim, doğdukları tipte ölüyorlar herhalde.

Olası tehlike titreşimlerine dikkat kesilerek, yenilenmekten korkmadan, seneye baharda çok daha genç buluşabileceğimize inancımızı yükselten bir yeniay bu bence. Ezcümle; şimdi yeniyi yazma zamanıysa, öngörmeye gayret edelim, önlemler alalım, çok çalışalım ve yenilenmekten korkmayalım. Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı zaten değil mi ?

Sağlık, esenlik, yenilik, getirsin cümlemize bu yeniay dilerim. Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek olsun. Serde gençlik var zaten…

Başak da yaşlanmaz bu arada, söylemiş miydim 😊

Çağla Akgün

Bu Yazıya Tepkin Nedir?
Bayıldım
7
Beğendim
0
Emin Değilim
0
Enteresan
0
Şaşırdım
0
Yorumları Gör (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

payment

gökyüzüderki © 2021 - Tüm Hakları Saklıdır.

En Yukarı Git
%10 İNDİRİM KAZAN!
En güncel yazılar, eğitimler ve kampanyalardan haberdar olmak için e-posta bültenimize abone ol. %10 indirim kazan!
    ABONE OL
    Gizlilik politikası bilgilendirme metinini okudum, onaylıyorum.