dolunay

SANKOFA, Dolunay Oğlak’ta!

Afrika kökenli efsanelerde adı geçen bir kuş var; SANKOFA. Gana’nın twi dilindeki anlamına göre “geri…

ben demiştim…dolunay başak’ta!

Bu dolunayın burç özelliklerinden kaynaklı iki kritik konusu vardır. Kendinize dürüst davranırsanız fark edebilirsiniz. Birincisi bağımlılıklar. Size iyi hissettirebilirler ancak özde zarar verirler. İkincisi ise kendini kandırmak. Dövüyor ama beni sevdiğinden gibi bir şey bu. Gerçeği özünüz, en masum yanınız çok iyi biliyor, siz orayı terk etme cesareti gösteremezseniz kendinizi kandırmış olursunuz. Olsun ben seviyorum’lar, razıyım’lar, ben böyle mutluyum’lar bu dolunayda kaybettirir. Hem zaman hem de sağlık kaybettirir. Dahası, değerinizi, bereketinizi de kaybettirir. Her iki kritik konu doğru yönetilemezse sonuç hüsran olacaktır ve Astraea fısıldayacaktır; “ben demiştim”.

İkizler Burcu’nda Ay Tutuluyor

Kontrolün elimizde olmadığı şu günlerde, yalnızız ve bu soğuk duyguyla baş etmenin yolunun İkizler’i işaret eden gökyüzü sebebiyle NEFES olduğuna inanıyorum. Sinir sistemimiz yanma noktasında olabilir ve onu soğutmanın tek yolunun NEFES’e odaklanmak olduğunu düşünüyorum. Nefes serinletir, sakinleştirir, şu ana odaklar, hücreler arası oksijeni taşır, göğse ve akciğerlere hacim katar, duygusal anlamda teslimiyet sağlar. Hayattır nefes. Her geliş ve her gidişteki tek eylemdir özde. Hayy’dan gelip, Hu’ya gitmektir. Hatırlayın Kanuni’nin sözlerini; “… olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”. Ondan daha değerli bir şey var mı, özellikle bugünlerde lütfen hiç unutmayalım.

Meşale ateşleniyor, Yay Burcu’nda Ay tutuluyor…

Düşlerimizin sınırsızlığı bir tarafta, inandıklarımızın ne kadar gerçek olduğu sorusu bir tarafta, biz ortada bir yerde ve hangisine yakın durmalıyız bilemediğimiz çılgın bir kararsızlığın tam göbeğindeyiz bu tutulmada. Sizi bilmem ama ben Zeus’un gök gürültüsünden korkarım, sinirli bir tanrının gazabı cümle alemimizi büyük yaşam tehditleriyle yüzleştirir. Nasıl az hasarla atlatırız sorusunun cevabı GÜNEŞ’tedir. Güneş İkizler’de, yani “MERKÜRYENLİK” kazanır. Yönü bilgi/bilim olan kendini güvene alır. Analiz edip, çözümü olan denklemlere dayalı, mantıklı olanı seçip, önce kendimizi sonra evrenimizi ikna etmeye hareketlenmekten başka çıkış yolu görmüyorum ben. Bunu yapan, Zeus’un kıyamadıkları listesine adını yazdırır derim ben…

Bilge kuşun bilgisi alınmaz mı hiç ? Dolunay Akrep’te !

Ortalık karışınca, neyi neden yaptığımız bizi tatmin etmemeye başladıkça, kaos kol gezdikçe, amaçsız, geleceksizmiş gibi hissettikçe aslında farkına varmamız gereken şey, aynı yerde aynı kişi olmanın artık bize hizmet etmediğidir. Şimdi, hepimiz bir Akrep’iz, ve karanlığa gözlerimiz alıştı, artık detaylara hakimiz. Karanlığın içindeki ışığı fark ediyoruz. O halde bu dolunayı sancının sonu, doğumun başı olarak görmek çok yeterli bir sebeptir.  Ölünmeli, yeniden doğulmalıdır. Değişim zamanıdır.

Herkes kendisinin Ma’at’ı olsun. Dolunay Terazi’de !

Egolar kendini önemserken, ruhlar “biz”e ışık tutmak isteyecek bu dolunayda. Ruhun amacı egonun manzarasını kapatmak değil, o manzaranın bir parçası olduğunu göstermek aslında. Şu an içinde bulunduğumuz durumun bizzat sebebi olmadığımızı düşünme gafleti en büyük yanılgı olur. Aynı bedende yaşayan iki farklı kavramlar olsalar da, yaşamsal ahenk bu ikisinin kendisini kabul etmesiyle sağlanabilir ve dolunay Terazi haliyle orta yolu buldurmak isteyecek bize şüphesiz. Terazi olan yerde kavga olmaz, görgü olur, medeniyet olur, adalet olur, hatırlatalım.

Reveransını yapıyor hayat ! DOLUNAY ASLAN’da !

9 Şubat Pazar günü saat 10:33’te AY tam halini alıyor, ASLAN Burcu’nda bir dolunay gerçekleşiyor. Buram buram ateş enerjisi hakim olacak gökte. MARS ise başrolde.

Yükselen KOÇ, “başlat” komutu veriyor.

Dolunay ASLAN, “yarat” cesaretinde.

MARS YAY ise “hevesini takip et, hareket et, inandığının arkasından git, almaya yakınsın” der gibi enerjiyi katmerliyor.

Hayat hep seçimlerimiz…DOLUNAY KOÇ’ta…

KOÇ saf olandır, cesurdur, tanrısal arzunun ilk kıvılcımıdır. Yaşam enerjisini her daim canlı tutmaya programlanmış, geleceğe dönük yüzü ile bizim tam halimizi ayakta tutacak olandır. Düşerse de kalkar, yılmaz. Yeter ki, kalbimizin su katılmamış halini dinleyelim, başlangıcımızı hatırlayalım. Tanrı’nın bize kendinden üflediği ruhun koruyuculuğuna güvenelim. Son verdiğimiz her neyse, o başlangıca ihanet etmeyelim de, ilahi adalete güvenmeyi ihmal etmeyelim de, tekliğine-birliğine-kadim düzenin bir parçası olduğumuza inanalım da, gerisi varsın fırtınalar olsun, gelir de geçer, kışın arkası bahardır zaten, KOÇ ile nasılsa başlar yeniden.

Geviş getiriyoruz ! Oğlak’ta Ay tutuluyor !

En sevdiğim soru cümlesi : “ben bunu neden yaşıyorum ?”. İnsana kendini gözlemlemesi için inanılmaz kapılar açar bu soru ve hangi kapıdan içeri girersen gir, kendinle yüzleşirsin, duruma kabul verirsin, neyi sevip-sevmediğini anlarsın. Böylece hayatı yeniden seçersin ve geçmişi kabul ederek ve şimdiye gelerek, yüzünü geleceğe çok daha umutlu çevirirsin.

Her zaman yapabiliyor muyuz ? Yapamadığımız da oluyor pek tabii.

Kahkaha zamansız, hayal gücü yaşsız, düşler sonsuzdur. Dolunay Yay’da !

Değiştiremeyeceklerimiz olacak, malum tutulma kapıyı araladı. O zaman kabullerimiz artmalı ki, yeni olana yüksüz bir geçiş yapalım. Bunu yapmanın tek bir yolu var; sahip olmadıklarınla dövüneceğine, sahip olduklarınla övün, şükürlerini sahibine ulaştır. Teşekkürlerinde cimri olma. Her durumun içindeki iyiyi gör. Tipsiz bir fare bile ne sevimli hale gelebiliyor, hayatına yorum kat. Bu dolunayı fırsat bil, seni her ne büyütecekse, başımla beraber de.