astroloji
22 Aralık 2018 Cumartesi günü saat 20:48’de, Güneş tam da Oğlak Burcu’na yeni geçmişken, Yengeç konumundaki Ay tam halini alacak, dolunay gerçekleşecek. Resmi kış mevsimi de başlayacak. Benliğimiz gerçekleri savunurken, bilinçaltımız duyguların sesini çığıracak. Yengeç-Oğlak aksında gerçekleşen gökyüzü olayları “güvenlik” konularını önümüze getirir. Her iki burcun ortak konusudur “güven”. Dolunay, içinde bulunduğumuz ortamı aydınlatacağına, bizi bir seçim yapmaya zorlayacağına göre, her neresi güvenliyse oraya gitmeliyiz elbette. Ancak; hislerimizi mutlaka dinlemek kaydıyla !
Venüs’ün astrolojide en ifade bulduğu alan sevgiye olan yaklaşımımızdır aslında. Sevgi uyum ister, huzur ister, paylaşmak ister, aşk sever, flört etsin ister. En zararlı olduğu yer Akrep’tir. Kriz sevmez Venüs, huzursuz ikircikli işlerden hoşlanmaz. Ya benimsin, ya toprağınsın tadında takıntılı ve manipülatif durumlar karşısında başarılı olamaz. Bu yüzdendir Troya savaşında Diomedes tarafından yaralanınca Zeus, Afrodit’e “ sen savaştan uzak dur, senin işin savaşmak değil sevişmek” demişti. Akrep’teyken ikili bir savaş halindedir Venüs ve bu savaşın kazananı yoktur !
Yukarısı karışık, Satürn-Güneş/Ay-Merkür kavga kıyametteler. Zor zor olalı böyle zor olmadı tadındalar. Herkes birbirine meydan okuyorsa yukarda, kazanan kim olacak sorusunun cevabı için gözleri SATÜRN’e çevirin derim. Satürn’ün, yani bizi disipline eden gezegenimizin, büyük öğretmenimizin şakası yok, iyi hal indirimi falan olmaz bunda. Ona çalışarak, emek vererek göstermek zorundayız kendimizi, söz dinleyeceğiz. Temeli sağlam olmayan yapılarda barınmayacağız. Her şeye rağmen “olsun, ben razıyım” cesaretimiz de takdir falan edilmeyecek. Gariban edebiyatı işlemeyecek. Göze alacağız bazı şeyleri, kendimiz olurken verdiğimizi sandığımız kayıplarımızın kazanç olduklarını unutmayacağız.
Aslan’ın birinci olayı var olmak, ikinci olayı ise tanınmaktır. Böylece özgüvenini yükseltecek ve risk de alacaktır. Burada Aslan Burcu’nun yaşamındaki sınavlarından birinin bu manipüle oyununda kendini büyük görme tehlikesiyle karşı karşıya kalması olduğu açıktır. Bu güdüyle hareket ederek kendini gerçekleştireceğine inanır fakat, kendi yaratıcı gücünü de baltalayabilir. Bu sebeple karşıtı Kova Burcu’nun hümanist ve adil yanlarını öğrenmesi beklenir. Bu dengeyi kurdukça koruyucu özellikleri parlayacak ve sahnede doğal yoldan ve hakkıyla parlayacaktır.
Şimdilerde pek yiğit gökyüzü, hem de çok yağız. Hem de çok bağımsız. Onun düzeninde milim şaşma yok, şaşanlar işte biz yerdeki çıldıranlar. Sakin olacağız. Seçimlerimizi yaptık, son onaya gönderdik. Gerekirse kopartıp bir uzvumuzu, öyle ilerleyeceğiz ve lakin mutlaka özgürleşeceğiz. Zihin karışık, egoya yetişemiyor, mücadele yetersizlik hissi veriyor, yapı yavaş, dönüşüm çok ağır ilerliyor. Psikolojik yorgunluk tehlikesine açığız evet. Ama türbülans kurallarını harfiyen yerine getiren, yeni düzene geçişi nispeten yumuşak atlatır. Her bir şey içine kaçmış gibi olsa da evet bu da mümkün, zira nadirdir, Kronos ve Uranos yukarda iyi geçinmeye niyet etmiş durumdalar. O halde, iki kaşın ortasındaki bilgiye ve bilgeliğe erişmek için destekleniyorum, haberim olsun.
Her neyi seçersek seçelim, içinde bir anaçlık, bir aidiyet, bir geçmişten iz, bir içlenme olacaktır. Tutulma anının “bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” mesajı altı çizilesi cinsten tabii. Bundan hoşlanmayacak bazılarımız, fakat unutulmasın ki, hepsi bizim seçimimiz. Bilinçli ya da bilinçsiz ölmesi/dönüşmesi/değişmesi gerekenleri biz aslında biliyoruz ve her şeye rağmen “olsun, razıyım, tutunacağım”lar işe yaramayacak haldeler artık ki kaderimiz değişiyor. Ana tanrıça sahnede ve dönüşüm şart. Kraliçe kulağımıza duygularımıza teslim olmamızı fısıldıyorsa, dinlemeliyiz. Duyguların yönetiminde alınan aksiyonlar bizi üzer korkusu olmamalı hiçbirimizde. Tanrıça Artemis ya da tüm canlıların ecesi, her ne kadar görünmese de, bize bir yol gösteriyorsa, bunun bereketini, ekmeğini, rızkını alırız elbet. Buna inanırsak, değişime direnmezsek, hayatımıza ön ayak olursak, her şey elbette daha iyiye doğru olacaktır.
28 Haziran Perşembe sabahı saat 07:52’de Oğlak burcundaki Ay ile, Yengeç burcundaki Güneş tam karşıt halini alacak ve dolunay meydana gelecek. Duygularımızın gezegeni Ay’ın Oğlak konumu pek tatsızdır. Kendimizi yalnız hissederiz bu konumda, pek bir ifadesiz, pek umutsuzuzdur. Korkarız bir şeylerden. Maneviyatımızı ortaya çıkarmak en güzel çözüm olabilirdi bu dolunayda ve fakat gel gör ki, irademiz çok sıkışık bir alanda konumlanmış. Kontrol edemediğimiz alandaki ışık bizi korkularımızla yüzleştirecek gibi duruyor. Karmalar bir bir gözümüze gözümüze sokulabilir, endişeler ve sonrası anksiyetelerle nasıl baş edeceğimizi bilemez hale gelebilir etkilerde olabiliriz. Korkular, ah o korkular, cılız umudumuza karşı nasıl da acımasızlar !
Işık tanrısı HELİOS ki, GÜNEŞ ile ifade bulur, her sabah şafaktan hemen sonra dört beyaz ve güçlü atıyla doğudan yola çıkar ve batıya ilerler. Vardığı yerde yorgun atlarını dinlendirmek için geceyi AY’a emanet eder. Ertesi gün tekrar doğudan yine yola koyulur. Bu döngü, sonsuz neresiyse oraya kadar da devam edecek. Ve biz insanoğlu da kendi sonsuzluğumuza kadar, her sabah kendimizi yeniden ve ışık parlaklığında yaratacağız. Doğan her yeni günün rızkı yazılıdır ve hepimiz bu rızıktan nemalanmışızdır, unutursak kururuz !
Balık demek teslimiyet demek. Yüksek maneviyat demek. Zorlamamak, değişken şartlara ayak uydurabilmek demek. Düşler, idealler demek. Yeni Zodyak yılı başlangıcından önce seller demek, dolayısıyla kaos da demek. Düzen öncesi son kaostayız. Yüklerimizi sakince bırakarak arınmak gayesi içinde olmalıyız. Yaralarımızı sarmamız için güzel bir zaman dilimindeyiz. Ters giden yerlerde “egolarınca” savaşacaklara sıkıntılı günler, “kabule geçenlerce” teslim olanlara ise şifalı günler kapıda. Öfkeyle kalkıp zararla oturacağımıza, bizi öfkelendiren duyguya yoğunlaşırsak iyileşiriz. İçinde bulunduğumuz durumun kişilerden bağımsız olduğunu bilir, hiçbir şeyin kendi dışımızda gelişmediğini, o şartları kendimizin oluşturduğunu anlarsak yolumuza yüksüz devam edebiliriz.