gökyüzü der ki
Ölüm dediğin var olan en gerçek ve en büyük öğretici şey şu dünyada. Ölümün berisi de ilerisi de var, korkma. Dirilmeden önceki doğum sancısını bile sevecek farkındalıkta olursan, bu yolda sana HAYAT var. Sen insan makamındasın, dermanının doğuştan korunaklı o yerde saklanmış olduğunu hatırlayacaksın. Sana şah damarından yakın olandan gayrı güvenilir yer yok, bunu iyice bellersen, zafer senin olacaktır.
Dolunay anı haritasında bize motivasyon sağlayacak işaretlerin zayıf görünüşüne rağmen çok önemli bir şeyin farkına varmamız gerek. Gerek maddi gerekse manevi tüm sahip olduğumuz değerler karşısındaki tehdidi, risk almadan yalnızca kendi yeteneklerimize güvenerek ve paranın gerçekte bir sevgi enerjisi olduğunu bilerek, bilmiyorsak da öğrenerek ve buna inanarak, sabırla dönüşmemiz gerektiğinin farkına varmalıyız. GÜNEŞ AKREP’se ve AY BOĞA’ysa, soyut ve somut olanın karşı kaşıya gelmiş halinden bizi seçime zorlayan gökyüzünün bir bildiği vardır elbet. Bence orta yol bulmanın çaresi yine ve yeniden en büyük güdümüzü, bu hayatta kalabilmek adına verdiğimiz olağanüstü mücadelemizi, kendimizi öpe-koklaya severek yeniden hatırlamakla mümkün olacaktır.
Hz. Süleyman’ın postacısı da derler, Zeus’un habercisi de, Hüthüt’e. Rehber kuş diye geçer masal ve rivayetlerde. Simurg’a giden yolda kuşlara yol göstermiştir. Yedi dağ aşmak kolay iş değildir. İsteğin olacak, aşk-tutku duyacaksın, marifetlerini ortaya koyacaksın, gönlünü tok tutacaksın, bir’lik içinde olacaksın, şaşıra şaşıra ilerleyeceksin, yokluk da göreceksin ama sonu bekadır. İNANIRSAN !
Bu yeniayın, “beni görmemezlikten gelmen mümkün değil” diye bağıran, çağıran, ortalığı karıştıran, elektriği yükselten, son derece isyankar, “sana bir sürprizim var, hazır mısın” tadında bizi büyük heyecanlara gebe bırakan ve değişimin kaçınılmaz olduğu bir doğuma hazırlayan etkisi olacak. Duygusal bağımsızlığını ilan ediyor musun, etmiyor musun sorusunu soran gökyüzünün şakası olmadığını belirtelim. Belli ki bizi bir kaosa sürüklüyor ama kaos denince yüreğiniz sıkışmasın hiç, zira kaos, yeni ve çok daha gelişmiş bir hayat davetiyesidir ve bizi bizim için en gerekli olana taşır.
Doğada akrep sık sık kabuk değiştirmesi ile ünlüdür. Jüpiter Akrep’teyken biz de kabuk değiştirecek, yaşamımızdaki birçok alanda YENİLENEREK, olumlu gelişmeleri içselleştirip yolumuza devam edeceğiz. Ego tuzaklarına düşmeden, ARINARAK ve daha derin manalara odaklanarak hem ruhsal hem de fiziksel yepyeni bir vücuda kavuşmak olmalıdır amaç. ŞİFA derinden gelecektir. Akrep’in olduğu yerde KRİZ olduğunu unutmayalım. Jüpiter’in o krizleri büyüteceğinin farkında olalım. Her şey bir yana JÜPİTER’in ADALETİ’nden sual olunmayacağını bilerek, krizleri kökten çözebileceğimiz yolları bize sunacağını, bizi koruyacağını aklımızdan zinhar çıkarmayalım. İNANMAK en temel güdümüz olsun dilerim.
Güneş Terazi’de, içinden gelene karşıt. Onu da ikna et, bil ki o denge destekçisi. Tam olarak yolumuza taş koyana tepki vermek zamanlarındayız. Bizi biz olmaktan alıkoyana “dur bakalım” demenin nazik bir yolunu bulabilenlerden olursak yırttık demektir !
O prize o parmağı sokup da çarpılan çocuktan daha iyi bilemez o hissi, sokarsa çarpılacağını düşünüp sokmayan çocuk ve deneyim tam da böyle bir şey. “Ben sana demiştim” diyene gürültü et. Haklı olmak ya da olmamak meselesi değildir yaşamak. Etki et, tepki gör. Kendine yürü. Gerisi, ver elini hayat !
“BEN” zamanı kendi değerimizi bilip, kendi istek ve arzularımız üzerine gidip, saf olan kalplerin içinden geçen gerçekleri eyleme dökmek ve hayatı kendi öz benlik adımlarıyla deneyimlemek iyidir. İyidir çünkü tanırsın kendini. Koç ile başlıyor bu “ben zamanı” ama artık kendimizi tanımak adına ayrılan sürenin sonuna geldik. Şükür ki artık Koç’un tam karşıtı TERAZİ’ye ulaştık. Birlik olmadan bir “HİÇ” olduğumuzun farkına varma mevsimindeyiz. Mutluluğa, benlikten arınıp, yüreğin yakıtı SEVGİ ile ulaşmaya çalışacağız. Çünkü Terazi dönemi tamamlanmaktır. Bir eş ile bir dost ile paylaşmaktır hayatı. İlişkiler ön planda olacak ve birlikle gelen dengenin tadına varılacaktır bu dönem.
Evet benim de sinirim bozuk. Mevsim değişiyor. Adapte olması zor. Şikayet çok. Sancı büyük. Yaz bitiyor. “Merhaba sonbahar” iletileri artacak. Kurumuş sarı yapraklı fotoğraflarla mutlu olma oyunu oynayacağız, başka çare yok. En güzel şairlerin, yazarların sonbahar konulu şiirleri, yazıları, alıntıları dönüp duracak. Karpuz peynir ertesi, tatsız pazılı, pırasalı, ıspanaklı, doğal antibiyotik içeren soğanlı ve sarımsaklı sofralarda bir hüzündür çökecek. Maalesef acı, ve fakat GERÇEK. Tıpkı Başak Burcu gibi gerçek.
Balık Burcu’nun modern yöneticisi NEPTÜN, bizim maneviyatımız, ilahi olanla araya kimseye koymadan kurduğumuz bağdır. Ay ve NEPTÜN bu dolunayda yan yana olduklarına göre mesaj açıktır : Ol’an ol’du, her şey aşikar, durumu kabullen, şükret, dua et, af dile, yardım et. Açık ki ruh (AY), tam turunun son deminde, düştü, kalktı, yoruldu, yoğruldu ve artık beslenme ihtiyacında. O halde, ruhsal çalışmalara yönelmek, çevremizdekilerin acılarını hissedip kayıtsız kalmamak, yardımlaşmak, dilek ve dualarda bütüne fayda sağlayacak cümleler kurmak zamanındayız. Dua ile gönülleri ısıtma zamanı ! ŞİFA bulaşmalıdır evrene. Sen ona, o sana derken, evren arınmalı ve KOŞULSUZ SEVGİ’nin tadına varılmalıdır !
Güneş’in Başak Burcu’na geçmesi hasat zamanının geldiğini anlatır. Gökyüzü seslenir, der ki; yaz mevsiminin bütün güzelliklerinden faydalandırdım seni, Güneş’in ışığıyla sana zindelik kattım, yaz akşamlarında Ay’ın şavkıyla gönlünü hoş ettim senin. Topraktan, denizden çıkanla sofranı şenlendirdim, eğlendirdim, sana renk kattım, kızıllaştırdım, güzelleştirdim. Şimdi ufaktan karınca misali çalışmaya hazırlan. İyiyi kötüyü ayır. Kendine, yeni mevsime doğru ilerlerken bir çeki düzen ver. Sorumluluklarını hatırla. Mevsim sert geçebilir, sen önlemini al. Geri çekil, şöyle bir bak önüne, ne bozuk gözüküyorsa gözüne düzelt. Yapılacaklar listesini hazırla. Sınıflandır, atılacakları at, tutulacakları tut. Arın, saflaş. Temizlen. Doğallaş. Sadeleş.