gökyüzü der ki
28 Haziran Perşembe sabahı saat 07:52’de Oğlak burcundaki Ay ile, Yengeç burcundaki Güneş tam karşıt halini alacak ve dolunay meydana gelecek. Duygularımızın gezegeni Ay’ın Oğlak konumu pek tatsızdır. Kendimizi yalnız hissederiz bu konumda, pek bir ifadesiz, pek umutsuzuzdur. Korkarız bir şeylerden. Maneviyatımızı ortaya çıkarmak en güzel çözüm olabilirdi bu dolunayda ve fakat gel gör ki, irademiz çok sıkışık bir alanda konumlanmış. Kontrol edemediğimiz alandaki ışık bizi korkularımızla yüzleştirecek gibi duruyor. Karmalar bir bir gözümüze gözümüze sokulabilir, endişeler ve sonrası anksiyetelerle nasıl baş edeceğimizi bilemez hale gelebilir etkilerde olabiliriz. Korkular, ah o korkular, cılız umudumuza karşı nasıl da acımasızlar !
Bir özgürlük şampiyonu olmak için gereken reçeteyi sunmuş bize Stefano yıllar önce. Bunu şimdi anımsamak ve uygulamaya geçmek için daha güzel bir zaman dilimi olamaz. Dolunay’ın etkilerini hafifletmek için önce zihinsel özgürlüğü yakalamamız gerek. Kucağımızda bazı krizler var ve bu durumla mücadele ederken kendi bildiğimiz yoldan gitmeye meylimiz olabilir. Yanılmamız olağanüstü mümkün. Böyle bir şey hissediyorsak ve huzursuz oluyorsak; 1. Adaletin terazisinden şaşmamalıyız. 2. Kimseye böbürlenmemeliyiz. 3. Hedef peşinde her yol mubahtır kafasından uzak olarak ilerlemeliyiz.
Öncelikle tüm İkizler burçlarının doğum günü kutu olsun ! Çünkü Güneş 21 Mayıs’ta İkizler’e geçiyor olacak. Apollo ve Hermes karşılaştıktan sonra nasıl bir ömür birbirlerinden çok uzaklaşamadıysa, Astroloji’de Güneş de Merkür’den en fazla 28 derece uzaklaşır. Bu aynı zamanda egomuzun(Güneş) zihnimizden(Merkür) uzak olamadığını da anlatır. Fikrimiz neyse zikrimiz odur meselesi tam olarak buradan kaynaklanır. Merkür’ün de 30 Mayıs’ta İkizler’e geçmesiyle birlikte hem fiziksel hem de zihinsel bütün işlevlerimizin hız kazanacağını söyleyebiliriz. Neler olabilir ?
Akrep’in insan üzerinde yarattığı korku başka bir şeydir. Karşı karşıya kaldığınızda büyü yemiş gibi olursunuz. Daha ilk bakışından etki altına alınırsınız. İlk dakikadan karanlıklarınıza sızıverir. Kötü niyetinizi hisseder ve o andan sonra da kendinizi sokulmuş bilin, zehirlenirsiniz, ölürsünüz. Herhangi bir Akrep’le yaşadığınız her neyse, orada mutlaka ölüm ve yeniden doğmanız gereken bir şey vardır. Dönüşüm şarttır. Geri dönüşü de yoktur. Savaştır Akrep. İçsel ve huzursuz bir savaştır. Değişmeye karşı direnciniz işe yaramaz, sizi kendi derinliklerinizle yüzleştirir. Krizler çıkartır. Çözüme doğru gitmek zorundasınızdır ve aksini yapmazsanız yenilgiden kaçamazsınız.
16 Nisan sabahı hepimiz “atıl kurt” güdüsüne uyanacağız. Öyle bir uyanış ki, öyle bir farkındalık hali ki, ateş ateş böyle, deli deli. Güneş ve Ay Koç burcunda buluşuyorsa, buluştukları yerde URANÜS onlara kucak açmışsa, içimizden bir ses bize bir şey der ve gerisini düşünmeden atılma isteği duyarız. Yani, böyle birden bire, aniden, beklenmedik bir şey olursa durumu garipsemeyin. Durum, olağanüstü olağandır hazır olun. Bir şimşek çakıverirse, bir yıldırım düşüverirse, bir oldu-bitti hal alıverirse her şeyin yeniden başlaması icap edebilir. Kopan kopar, kalan sağlar bizimdir.
Işık tanrısı HELİOS ki, GÜNEŞ ile ifade bulur, her sabah şafaktan hemen sonra dört beyaz ve güçlü atıyla doğudan yola çıkar ve batıya ilerler. Vardığı yerde yorgun atlarını dinlendirmek için geceyi AY’a emanet eder. Ertesi gün tekrar doğudan yine yola koyulur. Bu döngü, sonsuz neresiyse oraya kadar da devam edecek. Ve biz insanoğlu da kendi sonsuzluğumuza kadar, her sabah kendimizi yeniden ve ışık parlaklığında yaratacağız. Doğan her yeni günün rızkı yazılıdır ve hepimiz bu rızıktan nemalanmışızdır, unutursak kururuz !
Balık demek teslimiyet demek. Yüksek maneviyat demek. Zorlamamak, değişken şartlara ayak uydurabilmek demek. Düşler, idealler demek. Yeni Zodyak yılı başlangıcından önce seller demek, dolayısıyla kaos da demek. Düzen öncesi son kaostayız. Yüklerimizi sakince bırakarak arınmak gayesi içinde olmalıyız. Yaralarımızı sarmamız için güzel bir zaman dilimindeyiz. Ters giden yerlerde “egolarınca” savaşacaklara sıkıntılı günler, “kabule geçenlerce” teslim olanlara ise şifalı günler kapıda. Öfkeyle kalkıp zararla oturacağımıza, bizi öfkelendiren duyguya yoğunlaşırsak iyileşiriz. İçinde bulunduğumuz durumun kişilerden bağımsız olduğunu bilir, hiçbir şeyin kendi dışımızda gelişmediğini, o şartları kendimizin oluşturduğunu anlarsak yolumuza yüksüz devam edebiliriz.
Yakın zaman aralığında üç önemli gezegen retrosu yaşayacağız. Merkür Koç Burcu’da 23 Mart 2018 – 14 Nisan 2018 arası, Jüpiter Akrep Burcu’nda 9 Mart 2018 – 12 Temmuz 2018 arası, Satürn ise Oğlak Burcu’nda 18 Nisan 2018 – 8 Eylül 2018 arası geri hareketinde olacak. Yani retro tarihleri aralığında Merkür, Jüpiter ve Satürn kendi olması gereken enerjilerini gösteremeyecek ve bizim içselleştirmemiz gereken konuların altını çizecek. Bahsi geçen gezegenlerin ifade ettiği alanlara dikkat kesilmemiz gerekecek.
Şimdi, koşulsuz olana kendimizi bırakasımızın geldiği, biraz leyla, biraz hayalperest takılıp gittiğimiz BALIK yoğunluğundaki günlerimizin tam karşısına AY gelmiş de, bizi tüm parlaklığıyla uyandırma gayreti içinde. Biz de onu yine “sevimsiz” bulmaya meyilli duruşumuzla yüz buruşturuyoruz. Neden ? Çünkü AY Başak konumundayken düşük. Ama biliyor musunuz, Ay gökte Başak’tayken, düzenli olursan için rahat edecek der. Var olan sorunları üşenmeden ele al, disiplinle üzerinde dur ister. Her şeyi kontrol altına almamız için güzel bir zaman dilimindeyiz diye uyarır. Kendine dikkat et, emek ver, derlen, toplan, arın ister. Ama biz âdemoğulları hayallerde ve mutluyduk, duygularımız şelaleydi, rüyalara dalmıştık, şimdi nereden çıktı bu düzen-disiplin kafasıyla BAŞAK’ı yine itici bulmaya eğilimliyiz.